Bir anlamda insan doğuştan yalnızdır. Çünkü öznel yaşantısı diğer insanlar tarafından doğrudan algılanamadığı gibi, o da diğer insanların yaşantısını kendisininki gibi algılayamaz.
Fromm'a göre Amerikalıların ve Avrupalıların çoğu, o andaki pazarlama değerine göre alınan ve satılan "şeyler" dünyasında yaşar. Böyle bir dünyada, kimse satın almıyorsa iyi bir ayakkabı yapmaya, iş ilişkilerinde dürüstlük yoksa dürüst olmaya ya da ahlak kurallarına uyulduğunda karşı cinsle ilişki kurulamıyorsa ahlaklı olmaya gerek yoktur. Çağdaş genç kızların görünürdeki açık ve özgür tutumları, içlerinden geldiği için öyle davranmalarından değil grup beklentileri o doğrultuda olduğu için geliştirilmiştir. Oysa baskıya karşı tepki olarak geliştirilmiş özgürlük, baskı altında olmaktan pek de farklı bir durum değildir.
Amerikalı birey, baskıcı devlet yönetimi, katı aile yapısı ve otoriter din kuramlarının etkilerinden oldukça arınmış olmasına karşın kendi benliğini yeterince geliştirmiş değildir. Fromm'a göre bunun nedeni, pazarlama dünyasında bireyin yalnız ve önemsiz olmasıdır. Yeterince benlik gücü geliştirmeden aile, devlet, din, gelenek ve toplumsal düzenden kopmuş olmak yalnızlık ve çaresizlik duygularına yol açar.