Ardıma baktığımda bir zaman kaybı silsilesini görüyorum. Pişmanlığım zamanında doğru şeyleri yapmamış olmam. Uzunca bir süredir yaşıyorum ve neyi iyi yapıyorum diye kendi kendime soruyorum. Bu soruya cevabım yok. Bir konuda iyi olamadan, bir vasattan ileriye gidememiş biri olmaktan oldukça pişmanım. Aslında bakarsanız iyi bir iş, güzel bir maaş olması bana o kadar da iyi olduğumu hissettirmiyor. Kendimi oraya ait hiç hissetmedim. Dün Martin Eden'i okudum. Bugünse İnsanın Anlam Arayışı'nı. Kendi hayatimi adayabilecegim bir hedefimin olmayışı bu hayattaki en büyük arayışım oldu. Martin gibi rüyamda bile uğraşmak istediğim bir amacım. Gerçekten de nihilistler haklı mı? Bu hayatta hiçbir anlamın olmadığına hiç inanmak istemedim. Varlıklarımızın bir anlam ifade ettiğini düşündüm hep. Tutkusuz vasat bir yaşam. Benim en büyük cehennemim.
Sakalım ağarmamışken öldüm ve ölünce sevindi, zencefil sattı çarşıda;
her şeyi unuttum, hiç hatırlamadım, gün geldi hepsi silindi ama
neden öldüğümü anlamadılar, çünkü güneşler doğdu çarşılar üzerine,
uzaklardan bir deniz büyüdü uykularına.