Kitap Notlarım

Kitap Notlarım

, bir kitap okudu
Puan vermedi·192 syf.·
24 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2020 16:16
·
2020 11. kitabı
Bertrand Russell
7.8/10 · 5,1bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Üzüntüye neden olan şeyin önemsizliğinin ayrımına varalabilme durumunda birçok endişe ortadan kaldırılabilir. Zamanında epey konferans verdim; başlangıçta dinleyici karşısında heyecanlanır, bu nedenle de çok kötü konuşurdum, bu iş bana öyle zor gelirdi ki, konferanstan önce bacağım kırılsa da konuşma yapmaya çıkamasam diye dua eder, sinir gerginliğinden bitkin bir duruma düşerdim. Derken, iyi de, kötü de konuşsam çok önemi olmadığına kendimi inandırdım; öyle ya, her iki halde de evrende bir değişiklik olmazdı. O zaman anladım ki, iyi ya da kötü konuştuğuma ne kadar az önem verirsem, konuşmam o kadar iyi oluyordu; böylece sinir gerginliği yavaş yavaş azalıp sonunda yok oldu. Sinir gerginliğinin büyük bir bölümü bu yöntemle önlenebilir. Yaptığımız şeyler, sandığımız kadar önemli değildir; başarı ya da başarısızlıklarımız da sandığımız kadar önem taşımazlar. Büyük üzüntüler bile unutulabilir; mutluluğa yaşam boyunca son verecek gibi görünen felaketler bile zamanla kabuk bağlar ve acıları hemen hemen duyulmayacak derecede azalır.

Kitap Notlarım

, bir kitap okudu
Puan vermedi·174 syf.·
7 günde okudu
·
2020 10. kitabı
Cengiz Aytmatov
8.2/10 · 87,6bin okunma
Balığa dönüşmesi, dedesinin yaptığı gölcükte birdenbire olmalıydı. Hop! deyince balık oluvermeliydi. Hemen gölcükten çaya sıçrar, kendini şarıl şarıl akan suya bırakır, yüzüp giderdi göle doğru. Hep suyun altından yüzmek can-sıkıcı olurdu biraz. Ara sıra başını çıkarıp çevreye bakardı. Sonra, kırmızı killi derin yardan, kayaların altından, burunlardan geçip dağları, ormanları geride bırakır, çavlanları, burgaçları aşıp giderdi. Sevgili kayalarının yanından geçerken onlara veda ederdi: “Elveda Ihlamış Deve”, “Elveda Kurt”, “Elveda Eyer”, “Elveda Tank”. Evlerin önünden geçerken yüzeye sıçrar, kuyruğu ile dedesini selamlardı: “Allah’a ısmarladık ata, yakında dönerim”. Dedesi onu böyle görünce şaşıp kalır, ne diyeceğini bilemezdi. Nine, Bekey Teyze ve kucağında kızı ile Gülcemal de ağızları açık kalakalırlardı öylece. Nerde görülmüştü vücudu balık, başı insan olan bir yaratık! O ise kuyruğunu kaldırıp onları da selamlardı: “Allah’a ısmarladık, ben Isık-Göl’e, beyaz gemiye gidiyorum”. Baltek de herhalde kıyı boyunca koşardı. Köpek de böyle bir şey görmüş olamazdı çünkü. Eğer Baltek suya atlayıp yanına gelmek istese, ona bağıracaktı: “Olmaz Baltek, olmaz! Batar boğulursun!” O ise yüzmeye devam edecekti. Asma köprünün kabloları altından geçmek için suya dalacak, sonra kıyıdaki bitkileri takip edecekti. Daha aşağıda, gürleyen dar bir boğazı geçip Isık-Göl’e ulaşacaktı.
Endişe de bir korku biçimidir ve bütün korku biçimleri yorgunluk yapar. Korku duymayan birisi, fazla günlük yorgunluk duymaz. Korkunun en zarar verici olanı, karşılaşmak istemediğimiz bazı tehlikeler olduğu zaman ortaya çıkar. Hiç olmadık anlarda zihnimize korkunç düşünceler saldırır; bunların niteliği kişiye göre değişir, ama herkesin bir şeyden korkusu vardır. Birisinde kanser, başkasında parasal sorun, bir başkasında yüz kızartıcı bir sırrının açığa çıkma korkusu olabilir; kimisi kıskançlıktan kıvranır, kimisi ise çocukluğunda duyduğu "cehennemde yanma" söylemlerinin doğru olma olasılığıyla titrer. Belki de korkuları ile başa çıkmakta yanlış bir yol seçmiş olan bu gibiler, korkmaya başlayınca düşüncelerini değiştirmeye, eğlence, iş ya da başka bir şey düşünmeye çalışırlar. Oysa her çeşit korku, korkuyla yüz yüze gelmekten sakınıldığında daha fazla artar.