Bakın, etrafımızdan bir sürü insanlar geçiyor, birçoğu dönüp dönüp bize bakıyorlar, daha doğrusu bana bakıyorlar. Hangisini isterseniz yakalar ve öldürürüm. O buna karşı koymak istese bile, bunun bir aşk için lüzumlu olduğunu olduğunu öğrenince kolları gevşeyecek, mukavemeti kırılacaktır.
Kömür gibi kara mağarada sessizce oturdular. Annemi sonunda senin haberin nasıl olacağım diye sordu .seni öldürseler haberim olmaz. canını yakabilirler. nereden bileceğim ben
Tom rahatsız bir sesli güldü. merak etme Casy'nin dediği gibi insanın ruhu tek başına bir şey yaramıyor ancak büyük bir bütünün parçası...o zaman da...
O zaman ne olacak Tom?
O zaman mesele yok artık o zaman ben karanlıkta her yerde olurum nereye baksan, orada. Aç insanların bir lokma bulması uğruna nerede bir kavga çıkarsa, orada olurum ben. nerede polis birini döverse orada olurum. Cansu de bilseydi bunu keşke... insanların öfkelendiği zaman kopardığı çığlıkta olurum... sonra, bir çocuğun karnı açken yemeğin hazırlanmakta olduğunu bildiği zaman ki gülüşünde olurum.
Burası özgürlükler ülkesi. Yaa... Hele biraz kullanmaya kalk bakalım o özgürlüğü. Cebindeki parayla ne kadar özgürlük satın alabiliyorsan o kadar özgürlük tanıyor herif sana.
''Vaaz aslında bir ses tonu. Olaylara bir bakış açısı. Vaaz demek, millet seni gebertmek isterken senin onlara iyi davranman demek. McAlester'de geçen Noel'de misyonerler bize iyilik etmeye geldiler. Üç saat süren bando konseri verdiler bir kere. Oturup dinledik. Bize iyi davranıyorlardı. Ama içimizden biri kalkıp o salından çıkmak isterse, hücre cezası hazırdı. İşte vaaz bu. Gücü kalmamış birine , kıçına bir tekme atamayacak birine, zorla iyilik etmek.