Eser Han

Eser Han
@esermah49
Çünkü burada üzerinde asıl durulacak şey, sizin bir başkasını sevmeniz değil... Bu, asıl nedenin bir sonucu, o kadar. Asıl nedense, sizin eski ilişkilerinizden hoşnutsuz olmanız... Bu hoşnutsuzluk nasıl bir biçim alarak gelişebilirdi? Siz ya da o ya da her ikiniz birden gelişmemiş, kaba insanlar olsaydınız bu hoşnutsuzluk çok klasik bir biçim alacaktı, karı-koca geçimsizliği. Yani karşılıklı olarak birbirinizi yiyip duracak, evliliğinizi bir kürek cehennemine çevireceksiniz. Nitekim günümüzde evlilik adına çoğu kez bu cehennemi görüyoruz. Hiç kuşkusuz bu cehennem üçüncü bir kişiye sevgi duyulmasına engel değildir; ancak işin özü, bütün öteki sonuçları yaratan asıl neden bu cehennem, bu karşılıklı olarak birbirini yiyip bitirmedir. Sizde bu hoşnutsuzluk, her ikiniz de aklı başında insanlar olduğunuz için böylesi bir biçim alamazdı; bunun yerine en hafif, en yumuşak, en az kırıcı olan bir biçim aldı ve bir başkasına sevgiye dönüştü. Demek ki, üçüncü kişiye duyulan sevginin işin özüyle hiçbir ilgisi bulunmuyor. İşin özü, eski ilişkinin rahatsız bir ilişki olması, bu rahatsızlığın nedeni ise, karakterlerin uyuşmamasıdır. Siz ikiniz de iyi insanlarsınız, ama siz, Vera Pavlovna, gelişmeye başlayıp da karakteriniz çocuksu belirsizliğini kaybederek belirgin çizgiler kazanmaya başlayınca, sizin ve Dmitri Sergeyiç’in birbirinize fazlaca uymadığınız ortaya çıktı.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Eğer bir tutku, gönül akışı insanda doğa vergisi olarak yoksa ya da insanın niyet etmesinin ötesinde yaşamın kendisi tarafından gelişmemişse, insan salt iradegücüyle tutku denilen şeyi yaratamaz; öte yandan eğer tutku, gönül akışı, heves yoksa, hiçbir şey olması gerektiği gibi olmaz.
Kendini şu ya da bu şekilde bir insana karşı borçlu hissettin mi, o insanla ilişkilerin gerginleşir.
O zaman insanı yönlendiren şeyin maddi çıkarlar olduğunu söyleyenler haklılar? O soğuk, duygusuz, sözümona pratik insanlar haklılar demek?” “Evet, haklılar. Yüksek duygular, yüce ülküler, yüce yönelişler denen şeylerin hepsi hayatın genel akışı ve bu akış içinde herkesin kendi çıkarının peşinden koşması yanında çok değersiz kalıyorlar. Kaldı ki, o yüce duyguların da kökeninde kişisel çıkar hevesleri bulunuyor.”
Kendiliğinden olan olaylar, denemelerden geçirilmeli, iyice sınanmalıdır; ilişkilerin derinlemesine kavranabilmesi için yapılacak deneylerin nasıl gerçekleştirileceği de enine boyuna tasarlanmış olmalıdır.’