Eser Uygun

Nöroplastisite: Araştırmalara göre beynimiz, beynimizdeki nöronlar ve merkezi sinir sistemimiz bizim davranışlarımız ve duygularımız değiştiğinde, farklılaşabiliyor. Nöroplastisite, duygular, düşünceler ve davranışlar değiştirildiğinde beynin de değişmesidir. Kısacası hangi davranışı edinmek istiyorsak o davranışı bi- linçli olarak tekrarladığımız sürece beynimizin yapısını da değiş- tirebiliyoruz. O zaman sahip olduğumuz genetik yatkınlığımız bizim kaderimiz değil. Sigarayı bırakamamak, kilo verememek, bize zarar veren ve değiştirmek istediğimiz her şey alışkanlığa dönüşmüş otomatik tepkiler olabilir... "Benim yapım bu ben sinirliyim." "Benim kaderim bu ben tatlısız yaşayamıyorum." "Benim bağımlılığım bu, ben sigarayı azaltamıyorum." Aslında hiçbiri kişinin kaderi olarak kalmak zorunda değil! Bu noktadaki anahtar kelimeler "öğrenmek" ve "dönüştürmek".
Sayfa 49
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir diğer araştırmacının bulgularından örnek verecek olursak: Beynin yönetim merkezi olan prefrontal korteks, aynı za- manda uzun süredir meditasyon yapan kişiler ve MBSR katı- Jumcıları ile de çalışmalar yapmış olan Wisconsin-Madison Üniversitesi'nde Psikoloji ve Psikiyatri Profesörü ve Waisman Merkezi'nde Sağlıklı Zihin Araştırma Merkezi'nin Kurucusu, Başkam Richard Davidson'un çalışma alanıdır. Bulgularına göre, prefrontal korteksin sağ ve sol kısımları duyguları farklı şekilde regüle eder. Sol prefrontal korteks korkuyu ve endişeyi azaltma özelliği ile duygusal zorluklara karşı dayanıklılıkla eşleştirilmiştir. Davidson'a göre, "Dayanıklı bir kişideki sol prefrontal korkteks- teki aktivasyon oranı, diğer kişilere göre üç kat daha fazladır." Ayrıca Richard Davidson'un araştırmasında MBSR progra- mına katılan kişilerin beyinlerindeki aktivasyon oranında sağdan sola doğru bir değişim gözlenmiştir.
Sayfa 41
Şimdiki anı keşfetmenin en önemli motivasyonu aslında merak etmektir. Her anın yeni bir an olduğunu ve bize yeni şeyler getirdiğini fark etmek ve onu ilk defa deneyimleyeceğimizi bilerek merak etmek...
Sayfa 30
.... Yani yargılamamak hiçbir şey hakkında düşünce sahibi olmamak ya da her şeyi sevmek veyahut hiç eleştirmemek ve kötü yönleri görmemek değildir. Sadece yargıların lensini fark etmek, sevdiğimiz ve hoşumuza giden durumlarda verdiğimiz tepkileri ya da hoşu- muza gitmeyen durumlarda verdiğimiz tepkileri fark etmektir. Kendimize, eğer bu deneyimi geçmiş ve geleceğin etkisi olmadan şu anda ilk defa yaşıyor olsaydım "Nasıl algılardım?" sorusunu sorabilmektir ve cevabını olaya bakarken, mevcut durumu algılarken bir alternatif olarak tutmaktır.
Sayfa 25
Duygusal anlamda ihmal edilmiş kişilere sevildiklerini hissederek büyüyüp büyümediklerini sorduğumda kaç kez, "Ailemin beni her zaman sevdiğini biliyordum." şeklinde cevap verdiğini tahmin edemezsiniz. Bilmek bir duygu değildir ve buradaki en önemli nokta hissetmektir.
Sayfa 257