Hasan el-Benna hocamızın okuduğum ilk kitabı
Müslüman hanımlara anne, eş, evlat olma konusunda Ayet-i Kerime ve hadis-i Şerif eşliğinde sade ve anlaşılır bir dil kullanarak yazmış. Allah ondan razı olsun.
Kitapta beğendiğim kısmı yazmak istedim:
Hz. Ümmü Süleym'in (ra) Ebu Talha'yı İslam'a Daveti:
Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor:
"Ebu Talha Müslüman olmadan evvel Ümmü Süleym'e evlenme teklifi götürdü.
Ümmü Süleym de:
- Ey Ebu Talha! Senin tapmış olduğun ilahın yerden bittiğini biliyorsun değil mi? dedi. Ebu
Talha:
- Evet, dedi.
Ümmü Süleym:
- Bir ağaca taptığın için utanmıyor musun?Eğer Müslüman olursan muhakkak ki ben bundan başka bir şey senden istemeyeceğim.
Ebu Talha "biraz düşüneyim" deyip çıkıp gitti. Sonra geri geldi ve:
- Eşhedü enlailahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resulullah, dedi.
Ümmü Süleym:
- Ey Enes!, beni Ebu Talha'yla evlendir, dedi. O da evlendirdi. "
Görüyoruz ki Ümmü Süleym çağımız genç kızların dediği gibi eşim zengin olsun, kibar olsun yeter demedi. Eşim imanlı olsun ahlaklı olsun dedi ve Allah'ı, İslam dinini, peygamberi kabul etmeyen birini ben kabul edemem dedi ve Ebu Talha'yı İslam dinine davet etti, Ebu Talha davete icabet edince onunla evlenmeyi kabul etti.
Rabbim bizleri Saliha kullarından eylesin.
İmanlı, ahlâklı, Allah'a çokça ibadet edip bizim üzerimize sevgi yağdıracak eşler nasip etsin.
Allah yazarımız Hasan el-Benna'dan razı olsun, rahmeti ile muamele etsin.
Allah kitapta emeği geçen herkesten razı olsun.
Hasan el-BennaMüslüman Kızlara
Müslüman KızlaraHasan el-Benna · Ravza Yayınları · 20171,627 okunma
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resulühü. Sallahu aleyhi ve sellem. Salât ve selam sana ya Rasulullâh.
Robert Koleji 11. sınıf öğrencisi olan genç yazarımızın şiirleri yer alıyor kitapta. 27 şiiri bulunuyor hepsini defalarca okudum. Yolun daha çok başında olmasına rağmen böyle güzel şiirler yazabilme yeteneğine hayran kaldım. Bundan sonra çıkaracağı tüm eserlerin ilk okuyucularından biri ben olacağım. İyi ki tanımışım iyi ki tanışmışım, yolu açık olsun
Çengelköylü hemşerimiz Yani vlastis
anılarinda neler var, ruhundan damagindaki tadı ,"ilk aşkını, askerliğini, istanbul'un eski sokaklarını, robet koleji yıllarını da."
,sehr -i İstanbul 'umu nasıl anlatmış Baba Konuşabilir miyim?
Söze kimdir yani vlastos? çengelköy'de doğup büyümüş bir rum. buralarda doğup büyümesine karşı Kendi dinini iliklerine kadar hisseden, aslında sıradan vatandaş olması gerekirken buna izin verilmeyen biri.
atina'ya taşınmış sonra. ve atina'da türkçe olarak bu anı-romanı yazmıs
Çengelköylü hemşerimiz Yani Vlastos, Atina'da Türkçe kaleme aldığı bu anı-romanında artık var olmayan bir kenti, anıların, suretlerin, kayıpların ve her daim umudun İstanbul'unu anlatıyor.
Bu şehrin insanları, aileleri, yangınları, serserilikleri, aşkları, inadı, tebessümleri, azınlığa düşen yürekleri, sarhoşlukları, şenliği ve sesizlikleri, Vlastos'un ailevi ve kişisel tarihinin sürükleyiciliği içinde yerlerini alıyor.
Galata'dan Kurtuluş'a elinde sefertasıyla yürüyen bir matbaa çırağının yoksulluğuyla adımlıyoruz Cadde-i Kebiri, Arnavut inadı giriyor kanımıza, filizleniyoruz; Boğaz kıyısında haylaz bir çocuk, 6 Eylül gecesi mana arayan gözler, Robert Kolej'de bir futbol ve edebiyat aşığı, Tahtakale'de genç bir oyuncakçı, Ankara ayazında 2 yıllık asker, Köy'de insanları için çaba gösteren bir cemaat temsilcisi ve nihayetinde Atina'da, Faliro'da denize karşı yine de İstanbul atan bir sekte-i kalp oluyoruz..
Keyifli bir yolculuğun sonunda tebessüm ve kitabimi kapatıyorum
O hâlde buyurun Baba Konuşabilir miyim?
Yaseminler Tüter mi hala ? Bir Kıbrıs romanı. Kıbrıs’ın tarihi, yaşanılan olaylar, Rumlar, Türkler, İngilizler…
12 yaşında küçük bir kız çocuğunun bir aileye hizmetçi olarak verilmesi ve sonrasında başından geçen olaylar anlatılıyor. Mavi gözlü olduğu için cadılara eş değer tutulan, sonrasında hizmetçi olarak gittiği evde başına gelen talihsiz olaylar yüzünden oradan da kovulan, Türk olan Arif ile evlenip Müslüman olan Eleni Klo Morias, Naciye olarak hayatına devam ediyor…. Bir süre…
İnsan, birini yok etmeye çalışır iftira potansiyeli ve karakteride var ise, bunu başarır hele ki karşıdaki insan saf ve iyi niyetli biriyse… bu konuyu aktarmak için en uygun karakter elti olabilirdi Alev Alatlı’nın bunu farkındalıkla yapmış olduğuna eminim ama ispatlayamam :)
Sonrasında; İngiliz bir ailenin yanına sığınan Eleni,
Siyasi olaylar nedeni ile Kıbrıs’ta tutunamayan aile ile birlikte, İngiltere’ye gidiyor. İngiltere’de yeni ve başka sayfalar açılıyor hayatında. İngiltere’den sonra Yunanistan’a gelen Eleni-Naciye tekrar kendi içinde Naciye dışarı karşı Eleni olarak hayatını sürdürmek zorunda kalıyor. Hristiyan, Eleni, Müslüman, Naciye derken müthiş bir rol çatışması yaşayan kadının psikolojik durumu, oldukça ilgi çekici aktarılmış. Çelişki o kadar derin ki kitabın sonunda müthiş bir şekilde hissettim.(Eşhedü enla mı, desem, haç mı çıkarsam ?) Bu son bütün karmaşanın en derin ve hüzünlü yeri idi.
Bölüm başlarında “Vakanivüs” başlığı altında bir çok yazıya da yer verilmiş. Bunları okumak ayrıca zevkli idi.
Kitabın metin dili; bazı yerlerde Kıbrıs Türkçesi kullanılmış samimi diyaloglar ayrı bir hoşluk katmış kitaba.
Bazı yerlerde araya Yunanca kelimeler serpiştirilmiş oldukça fazla ve açıklaması yok. Komşuyuz ne de olsa çevirdim not aldım. :) Balık tutmayı sevmiyorsanız
"Medine semalarından Bilal'in sesi yükseldi. Yer gök yankılandı,Allahu Ekber! Allahu Ekber!" Medine ayağa kalktı,Mekke kulak kesildi." Eşhedü en la ilahe illallah!" ve "Eşhedü enne Muhammeden Rasulullah"deyince herkes sokaklardaydı.Sandılar Muhammed(sav)yaşıyor,sandılar Efendimiz(sav)teşrif etti.Hz.Fatıma'nın çehresinde,Bilal'in dilinden "Allahu Ekber'i" duyar duymaz derin bir acının izleri belirdi."Eşhedü en la ilahe illallah"ı duyunca kalbi sıkıştı.Alnı terledi...Ve Bilal "Eşhedü enne Muhammeden Rasulullah!"deyince dayanamadı artık.Olduğu yere yıkıldı..."
"Hz.Ali "Ey Fatıma neyi istiyorsan vasiyet et." Hz.Fatıma "Beni gece vakti defnedin ki ölümümde de tenime yabancı gözler değmesin!" Dünyaya gelmiş en nadide İnci Çiçeği...İnci Çiçeğinin bu hassasiyeti ayrı bir şerefle taçlanacak,kıyamet gününde bir çağırıcı perde arkasından şöyle seslenecekti:"Ey insanlar gözlerinizi yumunuz ve başlarınızı eğiniz.Muhammed kızı Hz.Fatıma sırattan geçip Cennete gidecek!"
"Fâniler arasında en muazzez varlıktır ana. Pabucunun tozu gözlere sürme kadar aziz ve ayaklarına sürülen yüzler Arş eşiğindeki başlar kadar yücedir.Ana inleyen varlıktır. Bütün bir hayat boyu inleyen ve sızlayan...İyisi de var,kötüsü de ananın. İyisine canlar feda; kötüsüne,talihsizine ne demeli? Evlaâdını güldürmemişe ve evlâdından yana gülmemişe,gün yüzü görmemişe..."
"Efendimiz'in (sav) ciğerparesi,inci çiçeği. O Efendimiz'in (sav) soyunu devam ettiren neslinin anası."
"İyi bilin ki, Fatıma benden bir parçadır. Onunla ilgisini kesen benimle ilgisini kesmiş olur. Ona acı veren bana acı vermiş olur!"Hz Muhammed(sav)"
"Allah Rasulü'ne (s.a.v) "Emrolunduğun şeyleri, başları çatlarcasına bir gayretle tebliğ et ve müşriklerden de yüz çevir." (Hicr 15/94) ayeti vahyolunca hiç vakit kaybetmeden Safa tepesinin
Hz. FatımâMahmut Açıl · İşık Yayınları · 201245 okunma