kimi zaman bir yabancı gibi görürdü beni, diğer zamanlarda ise kendini tümüyle bana verirdi; o zaman kollarına atıldığımda kimi kez her şey birden değişir ve sanki bir buluta sarılırdım.
adamın onu aldatması acı bir şeydir, ama daha da acısı, insan sanki söylemeden duramıyor, adamın onda bu çok dilli yansımayı uyandırması; onu estetik yönden, artık tek bir sesi uysallıkla dinlemeyecek, birçok farklı görüşü aynı anda duyabilecek kadar geliştirmiş olmasıdır. o zaman kızın, anılarla birlikte ruhu da uyanır, kusuru ve suçu unutur, güzel anları anımsar ve tuhaf bir heyecanla uyuşur kalır.
onun cezası tümüyle estetik niteliktedir, çünkü onun uyanan bilincinden bahsetmek bile ona fazla ahlâki bir ifade yüklemek olur. vicdan onda, bir huzursuzluk şeklinde beliren ama yine de onu suçlamayan, fakat uyanık tutarak kısır çırpınışında bir an nefes aldırmayan daha üst bir bilinç şeklini alır. o deli de değildir; çünkü geçici düşünceleri, birbirlerine aykırılıkları sayesinde deliliğin sonsuzluğunda taşlaşmamıştır.
böyle bir adam bizim suçlu diyebileceğimiz biri değildir her zaman; o genellikle kendi entrikalarıyla kandırılmıştır ve suçlulardan daha korkunç bir cezaya uğramıştır; vicdan azabı bile bu bilinçli deliliğin yanında nedir ki?