Sanmanın dayanılmaz sancısı.O öyleydiyi sanmak. O öyle değildiyi sanmak. Yapılanı sanmak. Yapılmayanı sanmak… Ah ! Yanılsamaların gücünü küçümseme gereği hissetmeden vakur bir sağduyu ile sanmanın önünde diz çöküp beni alaşağı edişine alkış tutmam gerekirdi. Ama yapmadım. Gittikçe daha da derinleşmesiyle hapsedilişimin yenilgisine düşman kesilmeyi seçtim. Sanmak korkutucu derecede tuzaklarla hayatıma meydan okumaya devam etti.
Yanıldım.Tükendim. Direndim. Eskidim,eskittim. Sürüklendiğim hayatıma sığınacak gerçekleri bulmaya çalıştım. Nafile,avlandım. Şimdi tam da neyi ne sanmıştım bulamazken ,bulanık bir gerçekliğin keskin bir sanmanın içine saklanışına zihnimi alet etmesine utanç verici şekilde izin vermeye yelteniyorum. Hiçbir sorguda ben yokum. Hiçbir soruma cevabım kimselerde değil. Rezil bir ikna kabiliyetine teslimiyetimi verip,asıl gerçeği aramaya bile çalışmadan ,sanmaların zihnimdeki oyununa bir de uzaktan eşlik etmeye hüküm giydim. Gerçeğin çarpıtıcı derecede sanmak olduğuna inandığım o idam masasından kalkarken hemde.