Cem Alan

Cem Alan
@eskigaraj
Eski Garaj İçi Öyküleri ve Son Meyhane kitaplarının yazarı
Yazar
Üniversite
Keşan
Keşan, 17 Ağustos
1 okur puanı
Ocak 2025 tarihinde katıldı
"Yürürken rastlaşıp geçiştiği zayıf sokak köpekleri, birkaç sarhoş serseri, pavyonlardan sigara içmeye çıkan ağır makyajlı orospular, hepsi hoş gelmişti adama bir anlığına. Onlarla rastlaşmaktan, geçişmekten memnun olmuştu. Beraber soludukları bu gece, birbirlerinden habersiz olsa da onları ahbap yapıyordu. Onlarla beraber bir şeye dâhil ve aitti: Geceye. Gitmedi evine. Ellerini cebine sokup hızlı hızlı evin tam aksi yönüne, karşı kaldırımdaki mavi ışığa, tekel bayiine yöneldi."
Reklam
Tekila, viski, votka ve rakı şişeleri tahta raflarda muntazaman dizili, sarı ışığın altında insana huzur veren bir güzellikle parıldıyordu. Bar taburesinden, bir çocuğun oyuncaklarını izlemesi gibi izliyordu manzarayı. Birasını ağır ama büyük yudumlarla içerken kahkahalar ve küfürlü konuşmalarla karışan, televizyondaki gitar solosu duyuluyordu. Dünya üzerinde onu rahatsız etmeyen tek gürültü bu barınkiydi. Burada kimse kimseye karışmaz, bir masa diğeriyle ilgilenmezdi. Herkesin kendi dünyasından yükselen sesleri diğerleriyle birbirlerine ilişmeden, çarpışmadan havaya karışıyor ve bu kaostan ilginç bir harmoni oluşuyordu. Üzerinde garip, huzursuz bir yorgunluk vardı. O an duyumsadığı şey melankoliyle özdeşleşecek bir his değildi; daha çok söyleyecek her şeyi erken söylemiş, yapılacak her şeyi yapmış, ödevini bitirmiş birinin yüksüzlüğü ve boşluğuydu.
Alıntı
Öğlen güneşi her gün muntazaman temizleyip sildiğim şarap şişelerinin üzerinde pırıl pırıl parlıyordu. Bu şişelerin her biri arkadaşım. Ne zaman yalnız hissetsem, eski günlerimi ansam birini açar, kalabalıklaşırım. Ama elbette gençliğimdeki gibi içemiyor, iki kadehi geçmiyordum. Burası olmasa ne yapardım bilmiyorum. Genç bir kadınken düşüncesizce savurduğum ihtimaller, şimdi bana kocaman bir yalnızlık getirmişti. İnsanın birçok şeyin değerini ya da doğrusunu yaşlandığı zaman anlaması sanıyorum hayatın acı şaka anlayışından ileri geliyor.
Mythos Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
"Sandığın içinden fotoğraf albümünü çıkardım. Titreyen, yamuk parmaklarıma bakmamaya uğraşarak sayfaları çevirdim. Fotoğraf albümlerini gülümseyen, donmuş ölülerle dolu rengârenk mezarlıklara benzetirim. Yalnızdım. Hiç olmadığım kadar. Bu hüzünlü panayırın sayfalarını çevirirken, birden ona rastladım. Bu fotoğrafı neredeyse unutmuştum. Uzun yıllar önce, henüz genç bir adamken, kısa bir süreliğine gidip gezdiğim Kapadokya’da Leyla Hanım’la olan tek fotoğrafımız... Gözümden aceleci bir yaş damlası, Leyla’nın eflatun kazağına düşüverdi. Anılar, gökyüzünden üzerime yağan oklar gibi kısa sürede yüreğimi delik deşik etmişti."
Alıntı
Bir süre daha içerinin zayıf ışığıyla dalgalanan siluetlere baktı sarı paltolu adam. Bu seyrek kalabalığın hayatta sahip olduğu tek şey olduğunu sanarak gülümsedi. Rüzgârın koyu uğultusu eşliğinde, karlar küçük sinekler gibi cama vuruyordu. Dolunay, belki de içerisini mumlar olmadan bile aydınlatacak büyüklükteydi o gece. Bu buz mavisi gecede, Antarktika’da bir yerlerde, eski, ahşap, rotasını kaybetmiş bir kamaradaydı sarı paltolu adam. Tayfadan hafif gitar sesi eşliğinde mırıldanmalar yükselirken, yüzünü tekrar mum aleviyle parıldayan şişelerden yana döndü. Bir muhabbet kuşunun o neşeli yalnızlığıyla, birasını yudumladı.
Sayfa 14·Kitabı okudu