"Televizyonun önündeki koltuğu penceremin önüne çekeli birkaç ay oluyordu herhalde. Televizyon izlemeyi bırakmak için, seksen sene beklemiş olmama çok kızıyordum. Kaldırımda birbirlerine sataşıp kedi yavruları gibi oynaşan genç sevgililer, saklambaç oynayan çocuklar ve yanlarındaki ağacın gölgesinde kıçını yalamakta olan kedi; şehri ölü bir beton yığın olmaktan kurtarıyor, can veriyordu. Çevremdeki tüm bu hareketliliğe ayak uyduramıyor olmaya ise, bir türlü alışamıyordum. Ömrümü beş yüz yıl uzunluğundaymışçasına hoyrat, ağır ve korkarım ki boş yaşamıştım. Ve şimdi sanıyorum ki bu sıfır sıfırlık sıkıcı maçın uzatma anlarındayım."