eslem

eslem
@eslemon
kendi burnumuzu göremememizin sebebi burnumuzn Ay'a gitmiş olmasından kaynaklanıyor
Atatürk'ün kullandığı yöntem eleştirel akılcılıksa, bilimsel bir yöntem demektir ve bu yöntemi kullanan kişi de bu nedenle bir bilim insanı addedilir.
Reklam
"Varsın onlar uçtuklarını sansınlar," dedi. "Biz onlardan daha iyi uçacağız, hem de paçavrası çıkmış bir battaniyeyle değil, bilimsel araçlarla yapacağız bu işi."
Bu temeller üzerine inşa edilen bir sosyalist devrim "zorunluluk alemi"ni "özgürlük alemi"ne dönüştürebilir miydi?
Sorulmamış olan soru, bu türden bir sistem için çalışan ve ölenlerin aynı zamanda onun mezar kazıcıları olup olamayacağıydı. Olacakları varsayılıyordu ama hiç olmadılar. Tarihsel geleneklerindeki farka rağmen, -Britanya'dan Fransa'ya, Hollanda ve Belçika'dan Birleşik Devletler'e- hiçbir emperyalist devlet sosyalist bir devrimin yanına bile yaklaşmadı. Sermaye ve kitleye dayanan faşizm, İtalya ve Almanya'daki son umutları da ortadan kaldırmak için birleştiler. Tarihsel kaçınılmazlığın bu metindeki zayıf halka olduğu açığa çıktı.
"Eleştiri silahının, silahların eleştirisinin yerini tutmayacağı açıktır; maddi güç yine maddi güçle alaşağı edilmek zorundadır. Ancak kitleleri etkilediğinde teori de maddi bir güce dönüşür," diye yazıyordu. Hem Engels hem de Marx'ın gözünde, insanları gerçekten radikalleştiren şey, dinin "olumlu" anlamda aşılmasıydı; çünkü ancak o zaman özerkleşebilir ve kendilerinin, yalnızca kendilerinin yüce varlık olduklarını anlayabilirlerdi.
Reklam