Havaya bakarak tabiatın güzelliklerini, birbirlerine bakarak hilkatin güzelliklerini kendi iç âlemlerinde bir kat daha kutsallaştırıyorlardı. Onların karşılıklı aşk ve sadakat yeminleri arasında ortalık iyiden iyiye ağarmağa başlamıştı. Göklerin sonsuz derinliklerinde, sevdalı gözler gibi, sabahlara kadar uyumıyan yıldızlar birer birer sönüp kayboluyordu...
Gördüklerini, bir fotoğraf makinesi gibi, derhal zaptediveren gözlerimiz, sır saklamağa gelince, bunu hiç beceremezler. Kalbimizin, kendisine emanet ettiği sırları sâf bir çocuk gevezeliğiyle, hemen açığa vuruverirler.
Ben, çiçeklere bakmasını bilmediğim gibi, kendime bakmasını da bilmiyorum. Ben, yalnızlığı istemekle suçlanıp yalnızlıga mahkum edildim. Bu karara bütün gücümle muhalefet ediyorum. Ben yalnızlığa dayanamıyorum, ben insanların arasında olmak istiyorum. Insanların düşmanlara da ihtiyacı vardır. (Dostlarının değerini bilmek için.)