Hamdi Bey yüzünü buruşturdu:
"Sözü doğru anla Kır Abbas! Ben hökümet memuruyum,tamam. Bana da güvenmeyin.Birbirinize güvenin.Ben böyle diyorum.Değirmen taşını döndüren sizsiniz!"
" 'Özlem nasıl bir şey' diye düşünüyordu Emre. 'İnsan neyi özlüyor,bir insanı mı yoksa onunla birlikte yaptığı şeyleri mi?' O insan yerli yerinde duruyorsa,kendi hayatını sürdürüyorsa; özlemek onunla birlikte yapılan şeyleri özlemek mi? Bir yeri özlemek, bir kişiyi özlemek, hayatının belli bir dönemini,mesala gençliğini özlemek, bir yemeği özlemek,akrabaları özlemek,eski dünyayı özlemek,bir şarkıyı özlemek,açık havayı özlemek,bir kokuyu özlemek gibi sonsuz sayıda çeşitlendirebilecek olan özlem kıvranışları beynin hangi kıvrımına yerleşerek insanın yüreğini böylesine buruyor olabilirdi?"
.......biraz uzun bir alıntı ama buraya yazmak istedim.......... ;)