“ha, unutmuyorlar yani? sadece önemsemekten kurtuluyorlar.”
“unutmuyorlar demiyorum, en kötü ihtimalle önemsemekten kurtuluyorlar. unutma ihtiyacının, bir şeyi hayatı zindan edecek kadar önemsemekten kaynaklandığı düşünülürse, bu hiç de yabana atılacak bir şey değil.”
haklıydı. beyinde boş arazi gerektiğinden değil, biteviye üzüntüden yaka silktiğinden unutmak istiyordu insan. artık acı vermeyecek olduktan sonra, ömür boyu hatırlamanın kime ne zararı vardı?
zaman geçti. hep, her zaman yaptığı gibi geçti zaman, fark etmedik adımlarını o geçip giderken, sonra bir baktık, zaman geçmiş. zaman ne çabuk geçiyor dedik. oysa çabuk geçmiyordu, yavaş geçiyordu ama geçen her parçası çok çok uzaklaşıyordu. birkaç hafta, fazla değil, birkaç hafta geçti, her gün biraz daha yaşlandığımı hissettim ve bu hızla yaşlanırsam, bir aya kadar öleceğimi. ilk defa ölüm aklıma gelince bu kadar korktum.