Şimdiye kadar hiç bilimle ilgili kitap okumadıysanız hemen bu kitabı okuyun çünkü bilimsel kitap maskesiyle dolaşan bu kitaptan zevk almanız için bilimsel bir kitap nasıl olur bilmiyor olmanız gerekiyor.
Elbette dışarıdan bakınca dikkate alınması gereken bir eser gibi duruyor. Kuantum fiziği, nöroloji, din, felsefe, insanlığın geleceği gibi bir çok konuyu işleyen zengin bir eser (!). Aslında kitapta kullanılan formül çok zekice: genel bir yargının kuantum fiziği sayesinde bozulduğunu söyle ve bunu yaparak insanların zihninde oluşturduğun boşluğu kendi söylediklerinle doldur. Tamam okuyucuyu manipüle etmeye çalışmasını geçtim, bari çaktırmadan yap ya...
Kitabın okuyucuyu manipüle etmeye çalışması yeterince sinir bozucu değilmiş gibi bir de bunu yaparken dini duyguları kullanıyor. Diyor ki bilim insanları şunu keşfetti. Elbette nasıl keşfedildiği hakkında bir açıklama yok, yazar ne diyorsa öyle kabul etmelisiniz. Sonra da herhangi bir açıklama yapmadan verdiği bilgileri din üzerinde birleştiriyor böylece kimse kendisine verileni sorgulamıyor.
Burada verilen bilginin doğru olup olmaması önemli değil. Lisede öğretilen genel geçer şeyler anlatmıyorsun, bu böyledir deyip geçenezsin. Çoğu okuyucunun bilgi sahibi olmadığı, kuantum fiziği ve genetik gibi konular hakkında konuşuyorsan açıklayıcı olmak ZORUNDASIN. İnsanların anlamadığı konularda yarım yamalak bilgi yığılmış sonra bunlar öznel ifadeleri desteklemek için kullanılmış.
"Bana balık verme, balık tutmayı öğret" sözünü duymuşsunuzdur. Bu kitap balığın ne olduğunu bilmeyen bir okuru alıyor, ona balığın nereden elde edildiğini anlatmıyor, ona bir bulamaç veriyor ve diyor ki "Bu aslında bir balıktı, sen çiğnemekle uğraşma diye blendere koydum." O bulamaç belki gerçekten balıktır, belki değildir. Bilemeyeceksiniz.