"Yaşamak için ne çok neden var! Balıkçı teknelerinin etrafında rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka nedenler de var yaşamak için. Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi,yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz.En önemlisi,özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz! "
Vahşi Rus yaşamına ilişkin olarak insanın yüreğine kurşun gibi çöken bu türden gerçeklikleri her anımsayışımda,peki ama bunlardan söz etmeye değer mi diye kendime sorar,her seferinde de yenilenmiş bir inançla,değer diye cevaplarım kendimi;çünkü bunlar toplumumuzda bugün de varlığını sürdüren,bugün de yaşayan aşağılık gerçekliklerdir.Belleklerimizden, ruhlarımızdan, kahır dolu,utanç dolu hayatımızdan tümüyle söküp atabilmek için,en kılcal köklerine kadar bilmemiz gereken gerçeklikler.
Çok sonraları anladım ki yoksulluk ve sefalet içinde yaşayan Rus halkı, kendilerini acılarıyla eğlendirmeyi, onlarla çocuklar gibi oynamayı pek seviyor ve mutsuz olmaktan nadiren utanıyordu.
Bitip tükenmek bilmeyen tekdüze çalışma günlerinde acı bayrama,yangında eğlenceye dönüşebiliyordu; anlamsız, bomboş bir yüzde bir sıyrığın süs olması gibi...