Kelimeleri nasıl toparlayacağımı bilmiyorum. Dorian'ın düşünceleri geliyor aklıma "Kelimeler! Sadece kelimeler! Ne korkunçtu onlar! Ne kadar apaçık, canlı ve insafsızdılar." Kitabın kilit noktası ne portre ne Dorian ne de Basil'di benim düşünceme göre: Kelimelerdi.
Kitabımız dünyalar güzeli, bakmaya doyamayacağınız, hayranlık uyandıran bir genç erkeği keşfeden ve bu erkeğin sanatına ilham olduğunu iddia eden bir ressamla başlıyor. Bu ressamımızın Harry adında bir arkadaşı var. Olaylar, ressam Basil'in Dorian'ın portresini çizdiği bir gün Harry'nin Dorian'ı kelimeleriyle etkilemesiyle başlıyor. Güzelliğinin ne ifade ettiğini 'fark eden' karakterimiz bambaşka bir kişiliğe bürünüyor ve biz de onun değişen yaşamını, gitgeller yaşayan ruh halini okuyoruz.
Kitabın kilit noktası için kelimeler dedim çünkü her şey Harry'nin kelimelerinin Dorian üzerindeki tesiri ile gelişiyor fikrimce. Genç ve hayat hakkında fazla tecrübesi olmayan Dorian bu fikirleri kendi görüşleri gibi benimseyip eylemlerde bulunuyor ve bunların etkilerini görüyoruz bolca. Güzel olanın kötü olamayacağı algısı güzel işlenmiş ve hâlâ günümüzde devam eden bir algı.
Uzun zamandır edebi bir roman okumadığımdan mıdır bilmiyorum ama ince işlenmiş mesajları ve insanı kitabın başından kaldırmayan sürükleyiciliği ile en beğendiğim kitaplardan oldu kendisi. Kesinlikle ölmeden önce okunacaklar listesinde olmayı hak eden bir kitap.