Herhangi bir ilim ve davet insanı, kurum veya topluluk; benimsediği görüşlerini yegane hakikatmiş gibi göremez ve takdim edemez. Görüşlerini, başkalarının kaybı ve hataları üzerine şekillendiremez. Farklılaşmaları ortadan kaldıracak şekilde dinin, sadece kendi yorumuyla anlaşılmasını, icra edilmesini isteyemez. Farklı görüş ve yorumlara hayat hakkı tanımamazlık edemez. Hiç kimse "din elden gidiyor" sloganıyla dinin hamiliğine soyunamaz. Kendi fikrini "indirilmiş din", diğer düşünceleri "uydurulmuş din" ilan edemez. Hele hele kendi kavgasını "İslam'ın kavgası" olarak lanse etmesi, şahsi tartışmalarımızı ilmi tartışmaların önüne geçirmek, ne büyük bir musibettir. Kendi din anlayışımızı mutlak doğru kabul edip kendi dışındakileri "hidayete ulaştırılması gerekenler" olarak görmek ne büyük bir yanlıştır. Başkasının farklı düşündüğünü söylemek yerine hatalı olduğunda ısrar etmek ne büyük bir bühtandır. Üstelik bütün bunları ehl-i sünnet adına yaptığını iddia etmek ne büyük bir kötülüktür.
İslam; şahısların, cemaatlerin, tarikatların, siyasetlerin, diyanetlerin, ilahiyatların temsil edeceği bir din değildir. Dinin bâki hakikatleri, fâni şahsiyetler/kurumlar/gruplar üzerine bina edilemez. İslam, ancak güzel ahlakla temsil edilir. Her ne surette olursa olsun, herhangi bir isim/sıfat altında, kişi veya kişiler mutlaklaştırılamaz. Peygamberler hariç hiç kimseye ismet veya masumiyet atfedilemez. Bin dört yüz yıllık kadim geleneğimizi bir kenara bırakıp din sadece bir kişiden ibaret sanılamaz. Sadece bir müellif ve onun eserlerine indirgenemez.
İnsanın kemali; sadece yapıp ettiklerinde ve sahip olduğu bilgisinde değil; ahlakındadır. İmanı ve bilgiyi ahlaki temeller üzerine inşa etmesindedir. Ahlaki değerlere hayatının her anında özel itina göstermesindedir. İnsanın mahiyeti, ahlakı nispetinde daralır veya genişler. İnsanın ahlakı azaldıkça insani mahiyeti de azalır, ahlaki meziyetleri arttıkça da insani mahiyeti artar. Batı düşüncesinin sloganlaştırdığı "Düşünüyorum, öyleyse varım." yerine İslam'ın şiarı olan "Ahlaklıyım,öyleyse varım." desek sezadır.
İnsan iki nazara muhataptır: biri rahim nazar; yani Allah'ın rahmetli ve merhametli nazarına muhataptır. Bir de şeytanın lanetli nazarlarına muhataptır. Ona da racim nazar denir. Rahmetli olan ilahi nazar beraberinde ahlakın aslı olan hayayı doğurur. Resulullah'ın sözünü tekrar hatırlayalım: "Her dinin temel bir ahlakı var. İslam'ın temel ahlakı hayadır. "İnsanı kötü duyguların egemenliğinden kurtarır, insana hayat verir. Haya ile hayat bulan insan başkalarına da hayat verir.