Parçalarını tekrar bir araya getirdiğinde, parçalandığı zaman nasıl hissettiğini unutuyordu insan.
İyileşen yaraların ilk açıldığında nasıl hissettirdiğini de.
Panik atakların hep fiziksel, somut bir şey olduğunu sanırdım. Gürültülü ve duvarlara çarpmaya benzeyen bir hal. Oysa tam tersiymiş: derli toplu bir dinginlik. Gece denizde yüzerken bir petrol tabakasının ortasında kalmak gibi. Kıpırtısız, yoğun, sessiz bir karanlıkta asılı durmak gibi.