Hayatta hiçbir gayesi,hiçbir ihtirası olmadığı,insanlara,kendisine en yakın olanlara karşı bile ,bir alaka duymadığı muhakkaktı...Şu halde ne istiyordu?..Onu gece vakti sokaklara düşüren acaba içinin boşluğu hayatının bu gayesizliği değil miydi?..
Bütün teesürlerimiz,inkisarlarımız(düş kırıklığımız),hiddetlerimiz,karşımıza çıkan hadiselerin anlaşılmadık,beklenmedik taraflarınadır.Her şeye hazır bulunan ve kimden ne gelebileceğini bilen bir insanı sarsmak mümkün müdür?
Bu âlemin tezahürlerini dışarı vermediklerine bakıp onların manen yaşamadıklarına hükmedecek yerde,en basit bir beşer tecessüsü ile,bu meçhul âlemi merak etsek,belki hiç ummadığımız şeyler görmemiz,beklemediğimiz zenginliklerle karşılaşmamız mümkün olur.