“Düşenler
yüzümden toplanmayalı günler geçti. Ve dilimde yüzlerce cümle birikti.
Bu kadar ağır değildi hiçbir şey! Gözüm kararıyor
eskiyor hayaller
bedenim ağır...
Hasta filan da değilim.
Yaşlanmak hastalık değildir.
Öyle olsa yoğun bakıma alınırdım.”
“Malulen emeklilik sebebi sayılır bu.
Fizibilite edilip raporlanması gerek.
Ne matematiksel,
ne de sosyal olarak bir geçerliliğim var.
Anımsıyorum ama
artık algılayamıyorum.
Her şeyin sonunun geldiğini
düşünmeden edemiyorum.
Sizce de kıyamete yakın
bir yerde durmuyor muyuz?
İnandıklarıma inanmamam için uğraşmayın.
Tüm zamanın farklı girdaplarında,
hep aynı anları yaşıyoruz.
Bir evrimin var olduğuna inanmak bile
hiç de güç değil artık.
Değişiyoruz.
Keskin bir acının tüm dünyaya yayıldığını hissediyor musunuz?
Hiçbir şeyin gerçek kokusu ve tadının kalmadığını?
Sahte bir tiyatrodayız,
orijinali çoktan yok edilmiş.
Ve bizler buna itiraz etmeden,
edemeden izliyoruz!
Kırmızı kurşun kaleminizi hatırlayın,
kokulu silginizi.
Ne kadar eskidiğini şimdi daha iyi anlıyor musunuz?
Daha fazlası veya daha azı yok bunun
ben özlüyorum.
Ve ben bıcağın, kurşunun, bombanın vermediği tuhaf bir acıyı hissediyorum.“