Esra

Esra
@esrabir
"Adımı söyleyin diye değil acım hafiflesin diye de değil! Ben öksüremediğim için buradayım. İçimde parçalanan şehirler etrafa saçılmış insanlar biriktirdiğim için buradayım." “Tanrı’ya bakıyorum taşıyorum Tanrı’ya bakıyorum kayboluyorum...”
Sayfa 211 - Destek Yayınları
Edebiyat
Reklam
"Adımı söyleyin diye değil acım hafiflesin diye de değil! Ben öksüremediğim için buradayım. İçimde parçalanan şehirler etrafa saçılmış insanlar biriktirdiğim için buradayım." “Tanrı’ya bakıyorum taşıyorum Tanrı’ya bakıyorum kayboluyorum...”
Sayfa 1
“Dargınlıkla gülümseme arasında gidip geliyorum, nereye gidersen git yeni bir dünya yaratamazsın, her şey çoktan eskimiş ve terk edilmiştir. Dikiz aynasındaki bu bed surat inanması zor ama benim. Kan kokuyor her yeri, bu izsiz ve şekilsiz dünyada. Riya o kadar belirgin ki. Sağa sola küfretmesem deşarj olmuyor beynim. Sonra biri çıkıp bugüne bakmalıyız, dünü özlememeliyiz diyor. Ah diyorum. Kandırma kendini, en güzel günler dünde kaldı. Tadı en iyi olan şarap içildi, en güzel kadın/adam çoktan birini sevdi ve en güzel yer de eskiden güzeldi. Yani durağanlaştı hayatlarımız, artık heyecanlanmak için kalp krizi geçirmemiz gerekiyor.”
Sayfa 18 - Destek Yayınları
Edebiyat
“Herhangi bir köşe bulup veya şu an durduğum yerde dursam sonsuza kadar bu sokakta. Hiç kimse beni fark edemeyebilir gibi lakin hisler; onlar dokunurlar, okşarlar, acıtırlar ve öldürebilirler beni.”
Sayfa 62 - Destek Yayınları
Edebiyat
“Bir el var inanın bana uykumda gelen, üstümü örten biri var... Hiç üşüyerek uyanmadım ben. Çizilmişlerden başka, evet denilmişlerin aksine, her defasında haykırdım bunu. Yıllarca hayatın renkli, gösterişli paketlerinden hayır çıksın diye. Kutuplaşmadan, kutup başı olmayan enerjiyle gülümsedim. Yüzü ve içi aynı olan herkese. Ve çöl sandığımda kalbimi ilk kez yanılmıştım. Boşaldıkça kalbim her defasında yeniden dolduruldu. Yalnızlık nedir bilmedim, yalnız kaldığımdan dolayı değildi bu. Yalnızlığı yalnız teklik olarak algılamadığımdan. Yol vardı, yargıladım, yargılandım ben. Sonra bulduğum doğrular oldu. Şimdi yalnızca sesime işliyorum paranoyalarımı. Buluyorum, bitiyorum. Köşeye çekilip, hıçkırıklara boğularak izliyorum yok olan ne varsa. Evet susmuyor içim, avazı çıktığı kadar bana bağırıyor. Korkuyorum, kuşkulanıyorum kendimden ve eziyorum gecelerimi.” Kalkıyorum, koyu bir kahve yapıyorum kendime ve sevdiğim şarkıyı açıyorum müzik çalarımda. “Bir kızıl goncaya benzer dudağın, açılan tek gülüsün sen bu bağın. Kurulur kalplere sevda otağın, kim bilir hangi gönüldür durağın.” Gülümsedim sakinlikle. Sü gözlerini üzerime dikip “Bir solukluk ömür, ne gerek uzun uzun ağlamaya, nasılsa unutulacak” dedi. Son kez ona dönüp “Benim hastalığım şudur ki: İçe işleyen acılar, kronik hastalık gibidirler, tedavileri mümkündür ancak küçük bir enfeksiyonda ağır hastalıklara sebep olurlar” deyip müziği hissetmeye devam ediyorum ve yatağa uzanıyorum. Ufak yankılarda kayboldu sesim. Sessizlik diye bağırırken ölüyordum ben. Koca bir yalanın tanığı olmaktan başka bir özelliğim yoktu bunu biliyordum.”
Sayfa 35 - Destek Yayınları
Edebiyat
Reklam