“Tam üç ay kör şeytanla kahramanca çarpıştık. Başardık da. Oysa çok daha sonraları daha kolay başarı göstereceğimiz nice çarpışmalardan biz yenik çıktık.”
“Gâzi Paşa, devlet anlamında kullanılırdı sokağımızda. Devletse pek heybetli bir adam olmalıydı. Muhakkak, koskocaman kadife kesesine elini daldırır ‘verin bu parayı o çocuklara’ derdi. Onun iri şefkatli ellerini daha şimdiden saçlarımızda hisseder gibiydik.”
“Ne yapmıştım ben. Yaşamamdan maksat bir lisan öğrenmek, bir meslekte söz sahibi olmak mıydı? Yaradılışın ve yaradılışımın sırrı bu kadar mahdut olabilir miydi? Tabiatın kucağında yaşanması gereken hayat böyle mi sarf edilmeliydi? Beni tutup sürükleyen rüzgâr neydi?”
“Doğrusu yokluğunu pek derinden hissetmiştim senin. Sonra ben, daha dikkatli yaşamaya devam ettim. Bir bakıma ikimiz için yaşayayım istiyordum. İstiyordum ki seyircisi olduğum her şeyden senin hissen kadarını da göreyim, ayırayım ve yolumuzun birleştiği bir noktada sana aktarayım. Bu hisle, bu zengin temaşada, Allah şahit, hiçbir şeyi kaçırmamaya çalıştım. Bir çiğ tanesi üzerinde oluşan dünya, saatlerimi aldı. Bu taptaze izlenimleri zihnimde en el değilmemiş yerleri özenle yerleştirdim.”