Tek kelimeyle muhteşem... Kesinlikle yazarın ilk romanı "Kimse" ile beraber okunmalı. Aynı olayları farklı zamanlarda farklı açılarından hatırlayarak hikayeleştirmiş yazar. İlk kitapta yalnızlığın yarattığı iç bunalımlarını kafasındaki seslerin tartışmasıyla okuyorduk, şimdi dağ başında hiçbir şeyi olmadan yaşamanın çaresizliğini iliklerimize kadar hissediyoruz. Aylarca, aylarca süreyle kapanan yollar, doktorsuzluktan ölen bebekler, kocalarına bir şey diyemeyen kadınlar, öğretmenlerinin dilinden anlamayan çocuklar... Yazar, yanımızda hiçbir şey olmadığında kitaplara nasıl sarılabileceğimizi göstermiş (sadece on tane olsalar bile), küçük şehirlerde o kadar imkansızlığın yanında bürokrasinin de hayatı nasıl zorlaştırdığına değinmiş ve kafasının içinde onu bir o yana bir bu yana çeken deniz-dağ dualitesini çok iyi işlemiş. Bütün o ümitsizliğinin, kaybolmuşluğunun içinde öğrencilerini hiç bırakmaması ise muhteşem bir ayrıntı, eminim ki o çocuklardan hiçbiri onu unutmamıştır. Biz de bu şaheseri asla unutmamalıyız, dağ başındaki bir koca karakışı bu kadar şiirsel anlatan başka birini de bulamayız zaten.