Benliğini Arayan Çocuk, kitabın adının anlamını hem duygusal hem de içerik anlamında karşıladığı bir eser. Zeka geriliği olduğundan şüphelenilen, okulda kimseyle bağ kuramamış bir çocuğun oyun terapisi süreciyle gelişimini hiç sıkılmadan okuyoruz. Ben öğretmen olduğum için kendi açımdan katkılarını ön plana alarak okudum. Ama bir ebeveyn için ya da çocukları emanet ettiğimiz herkes için öncelikli bakış açısını çok güzel yansıtmış bir kitap. Neticede çocukları anlamak ortak noktamız ve anlaşılan çocukla iletişim çok daha sağlıklı oluyor.
Okul Öncesi Öğretmenliği, çocuğa dair psikolojik altyapıya sahip bilgiler eşliğinde verilen bir eğitim. Ve insana çocukla ilgili temel bakış açısını kazandırıyor. Buna karşın çoğu bilgi akademik kaynaklardan aktarıldığı için günlük hayatla bağlantısını pek çok kez göremiyoruz o sırada. Öğrencilik yılları, biraz da çocuklarla az muhatap olduğumuz dönemler. Mesleği yapıp çocuklarla zaman geçirdikçe bu akademik bilgileri oturtuyoruz. Yeri geliyor bocalayarak, gerçek hayatta hiç akademik kaynaklardaki gibi olmuyor durum diyerek çelişkiye düşüyoruz. Ama mümkün mertebe bilgiyi uygulayan ve güne uyarlamaya çalışan bireyler oluyoruz. Bu süreçte okunan kitaplarsa bence çok daha anlam kazanıyor. Çocuklarla iletişim kurdukça hangi bilgiye neden ihtiyacımız olduğu konusunda bilinçleniyoruz. Bu da okuduğumuz kaynakta ihtiyaçlarımızı karşıladığı noktaları keşfetme konusunda bize yol gösteriyor. Kendi yaşantımızla edindiğimiz deneyimler, kitabı algılayış biçimimizi şekillendirebiliyor.
Benliğini Arayan Çocuk, akademik olarak bize maddeler halinde söylenen temel bakış açılarını, gerçek hayattaki karşılığını sunmak yoluyla veriyor. Belki de bu yüzden, kitabı okurken Dibs, karşılaştığım herhangi bir çocuktan farklı değildi. Hikayesini okuduğum bir