Çünkü aşkın kökeninde umut vardı. Yarınlara dair umut. Olabileceklere dair umut. Her şeyinizi emanet ettiğiniz birinin onları sarmalayıp koruyacağına dair umut. Peki ya umudu öldürmek? O lanet şey bir ejderhayı öldürmekten daha zordu.
Çünkü aşk doğal bir emirdir ki, insanoğlunun her bir kısmında, yani erkeğinde dişisinde, ufağında büyüğünde, çocuğunda yetişkininde, gencinde ihtiyarında, fakirinde zengininde, akıllısında delisinde, âliminde cahilinde, medenisinde yabanisinde ortaya çıkar. Herkesin gönlü aşkla yoğrulmuştur.
Fakat Ali Rıza Bey’in asıl tesiri Şevket’in kafasından ziyade kalbinde olmuştu. İhtiyar memur, dünyada her şeyden şüphe eder, oğlunun ahlâkından şüphe etmezdi. Ona göre Şevket, dünyanın hiçbir kuvvetinin kırıp kirletemeyeceği bir elmas parçası idi.