..eril şiddetin olanaklı kıldığı şey, kadınların sindirilerek, ikincilleştirilerek, dışlanarak, ayrımcılığa tabi tutularak topyekûn “itaat”inin mümkün kılınmasıdır. Bu “eril şiddet”ten her erkek isterse kendine düşen “ataerkil pay”ı alabilir: bekâret, namus, heteroseksüel evlilik, kadınların ev içi emeğine karşılıksız el koyabilme, kadın bedeni ticareti, iş gücü piyasasında erkek işi - kadın işi ayrımına dayalı meslekleşme modellerinin erkek emeğini daha değerli kılan tarzı, hukukun “orta sınıf erkek deneyimleri”ni merkezi alan temel mantığı.. Eril şiddetin, kadınlar ve erkekler arasında eşitsiz ilişkiler yaratarak bütün erkeklere -doğrudan eril şiddete bulaşmamış olsalar dahi- “ataerkil pay”dan bir hisse dağıttığı söylenebilir. Bütün kadınlar da, az ya da çok, bu eril şiddetin yarattığı erkek üstünlüğünün ayrıcalıklı alanlarından ve iktidar pratiklerinden zarar görür; her türden kadın yaşamı bir biçimde egemen erkeklik değerlerine tabi olma tehdidi altındadır.
..aşağı yukarı bilinen bütün kültürlerde genç erkek çocukları saldırgan davranışlara teşvik edilmektedir. Ama bunun nedeni hormonlar değil, hormonları aktifliğe teşvik eden toplumsal beklentiler, ahlaki zorlamalar ve “erkeklik kültürü”dür.
Eril şiddet, yaş, sınıf, cinsiyet ve etnisiteye dayalı hiyerarşilerle yapılandırılmış ve en güçlünün kazanacağı biçimde örgütlenmiş bir davranışlar bütünü olarak tanımlanabilir.