Esra Baysal

Geçim sağlama sorumluluğunun ötesinde babalık, çoğu zaman yasalar ile düzenlenen, devletin (kamunun) algıladıladığı bir “muhatap” olma durumu da aynı zamanda. Bu, yasaların “baba”yı hak ve yetki sahibi şahıs olarak algılaması ve babalığı yasa gücü ile “düzenlemesi” anlamına geliyor. Baba olmak yasanın gözünde çocuklarına bakmakla ve eğitmekle yükümlü vatandaş, yani “velayet ve vesayet sahibi” erkek demek. Yani babalık sorumluluk olduğu kadar aynı zamanda çocukların (ve dolayısıyla onu doğuran kadının) üzerindeki haklarla da tanımlanan bir sosyal/hukuki konum. Kısaca babalık, aile, piyasa ve devlet (kamu) arasındaki ilişkiler ile şekillenen ve bütün bu alanları birbirine bağlayan; ailede “geçim sağlayan”, piyasada “çalışan” ve devletin karşısında “aile reisi” olarak konumlanan bir toplumsal pratik, bir “dolayım” konumu.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Baba olmak, erkek olmanın anlaşılması en zor hallerinden biri. Baba olmak, bir erkek için, kadınların “doğurarak anne olmak” bağlantısı kadar somut bir kavramayı olanaklı kılan bir durum değil. Farklı olarak, baba olmak, çocuk ile babası olan erkek arasında doğrudan biyoloji yoluyla açık ve belirgin bir ilişki olarak kurulamıyor; bir kadının (annenin) onayına ve kabulüne muhtaç niteliğine bağlı olarak babalık belirsizlik riski taşıyor. Baba olmak, bu nedenle, bazı sosyal ve siyasal dolayımları gerektiriyor; çoğu zaman ancak kırılgan, başarısız ya da sorunlu biçimde inşa edilebiliyor. Meselenin hukuki ve kültürel boyutları bir yana, bir erkeğin “baba” olmasının bir anlamı var: Baba olmak çocuğunun (ve çoğu zaman çocuğun annesinin de) geçimini sağlamak demek..
Sayfa 120·Kitabı okudu
Babası ölmüş olan erkeklerin babalarına bir son mektup yazmalarında -edebiyatta da görürsünüz ya- çok acıklı bir pişmanlık, ulaşamamak duygusu vardır; babanın affına sığınmak duygusu vardır; en önemlisi de babayı affetmek vardır. Babalarından ne kadar işkence görmüş olsalar da erkekler babalarını yaşlandıklarında anlarlar ve affederler. Galiba erkeklik imkanlarının bu topraklarda biraz daha kısıtlı olmasının göstergesi bu. Batı’da baba ile bir şekilde hesaplaşılır; buradaysa babanın zulmü kolay unutulur. Babaların dokunulmazlığı vardır: “aslında o haklıydı” şeklinde bir kültür vardır. Bütün entelektüel çevrelerde var bu; “sonuçta her şeyi babam için yaptım” gibi. Yani, aslında bir fedâkarlık örgütlenmesi ile ilgili babalık ve erkeklik… Erkekliğin bir eğitim programı olduğunu düşünüyorum. Bunun ilk sınıfı da, mezuniyet sınıfı da baba. Tabii, “baba”yı da zaten başka yerlere taşıdığımız için, askerlikte komutan oluyor, hapishanede gardiyan oluyor, başbakan oluyor; baba hep bizimle beraber.
Sayfa 120·Kitabı okudu
Therborn’a göre, patriarki, aile reisi olarak kocanın ve genel olarak erkeğin karar yetkisi, karısının faaliyet ve hareketlerini denetleme hak ve görevi, erkeğin çokeşliliğinin ya da başka kadınlarla ilişkisinin hoş görülmesi, cinsel ahlakta çifte standart, kız çocuklara karşı ayrımcılık, erkek cinsinin gereksinmeleri lehine kadınlardan fedâkarlık beklemekle (kadınların namus nedeniyle evden dışarı fazla çıkmaması, kadın sünneti, bekâretin korunması, erkek öfke ve saldırganlığının doğal görülmesi, vb.) tanımlanabilir.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Türkiye’de pederşahilik olarak da bilinen, büyük ve yaşlı erkek-babanın tartışmasız bütün genç erkekler, kadınlar ve çocuklar üzerindeki otoritesini tanımlayan pederşahi erkeklik artık yok olmaktadır. Kandaşlık kültürünün yaşlı erkeğe verdiği aileyi/cemaati/aşireti yönetme görevi, toprağı ve kana dayalı yaşam biçimlerinin önemini yitirmesine paralel olarak, kendini bir sonraki kuşağa dahi devredemeyecek şekilde ortadan kalkmaktadır.
Sayfa 111·Kitabı okudu