Öte yandan, Batının eril iktidarı, “Doğu’nun ezilmiş kadınları”nı erkek zulmünden kurtarma ve onlara “kadın haklarını” verme misyonunu ileri sürerek, kendi sömürgeci emellerini bununla meşrulaştırır. Doğulu kadın kimliğinin her zaman “Batı’nın ahlaksızlığı”na bulaşmamış “mazbut bir aile kadını” olarak kurgulanması da bu sürecin önemli bir parçası olduğunu unutmamak gerekir.
Doğulu erkek, Batılı erkeğin gözünde “terbiye edilmemiş aşırı erkeklik” olarak tanımlanıp “barbar” olarak kodlanır. Doğulu erkeğin gözünde Batılı erkek ise “kadınların ahlaksızlığına göz yuman sahte erkekler” ya da “efemine erkekler” olarak kodlanır.
Elit kesimlerin erkek çocuklarını yetiştiren okullarda üretilen erkeklik değerleri hakkında yapılan araştırmalarda en temel erkeklik değerlerinin kadınsılığı dışlamak ve aşağılamak, duygusallığı gizlemek, hiyerarşilere itaat, zorluğa alışma benzeri “üstün erkeklik” tanımlayan değerler olduğunu görüyoruz.
Kırsal kökenli, düşük toplumsal statü ve eğitimsiz erkeklerin çoğu kadınların çalışmasını doğru bulmuyor. Bu konumlardaki erkeklerin eşleri zaten iyi koşullarda iş bulma şansına da sahip değil. Bu bağlamda kadınların çalışması ev içindeki erkek otoritesini sarsıcı görünüyor ve bu durum çok bilinçli bir dille ifade ediliyor. Öte yandan bu konumdaki kadınların çalışma koşullarına ilişkin güvenlik sorunları da dile getiriliyor. Çalışmak isteyen ve çalışmaya kocası tarafından teşvik edilen kadınlar ise kendilerine uygun iş bulmama sorunu yaşıyorlar.