Ay’ı utandıracağım konuşurken
İnsanı alaka’dan yaratan Allah’ı anlatayım sana
Şeriat isteyenlerin laikleşmiş aşklarına aldırma
Kime yaklaşsam tüm derdi hep gönül işleri
Yoksa göğe mi kaldırıldı Peygamber düşleri
Kur’an kaderine terk edilmiş olsa da duvarlarda
Genel evlerine gereken özen gösteriliyor kanunlarda
Sensizliğe giriş yapamadım hala
Gözüm takılıyor gevşek tutulan saflara
Çamura can veren güç adına
Biraz da sen bak çilemin tadına
Şekil tutkunları aşkı ne bilsin
Ellerin gözlerimdeki yaşı silsin
Geriye kaç saat kaldı bilinmez ömürden
Put yapayım mı sana pişmiş çamurdan
Halk uyutulurken yüzüme bak
Avuçlarımın içinde mum yak
Kırk bir çizgi çıkar attığım her adımda
Çoğu kez kül renginde bakarım hayata
Sensizliğe giriş yapamadım hala
Bir çay bile ısmarlayamadım sana
İçimdeki nehirler gönlüne aksın
Tepeden tırnağa bana yasaksın
Soylu değilim; çiçek gönderemem kapına
Boşuna yaşamış olmayacağım düşersem aklına
Seni Kiramen ile tanıştırayım mı gülüm
Toprağını toprağımla karıştırayım mı gülüm
Yarın senden beni soracaklar
Din yıkarak yuva kuramam
Beni Peygamber’e mahcup etme
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
kınama beni
başlangıcı zordur aşkın
kabrin ilk gecesi gibi.
şu dünyada sana mülteciyim,
yanına iliştir beni.
böylesine gösterişsiz bir tarzda,
suçluluk duymaksızın, özürsüz
ve hiç önemsemeyerek acizliğimi
yüreklilikle açık ettim sana meylimi.
ellerine yakışıyorsa ellerim,
gönlüne dokunuyorsa sözlerim
gölgemin üzerine koy gölgeni.
gitme dualarımın öznesi,
aşka yönelişimin sebebi,
bir bakış, bir gülüş, bir merhaba
muhabbet, sözleşme, buluşma
çok görme bana
zaten bakışlarından nasipsiz geçen günler
hesabı mahşere kalan bir susuzluk imiş…
Yıldırım Kerem Çambel
‘’Şuan ben n’apıyorum Kerem? Okşanmayı seven bir kedi gibi tüm varlığımla sana sokuluyorum. Sence bu yaptığım şey sevgiden sayılmıyor mu?’’
‘’Sayılıyor elbette de…’’
‘’Eksik olan ne? İnsanın birini sevdiğinin alameti ona ‘seni seviyorum’ demesi midir yalnızca? Oysa sevildiğimizi anlamamızı sağlayan şey cümleler değil davranışlardır ve onlar cümlelerden çok daha etkilidir. Birisi bana ‘’Senin çayına limon sıktım.’’ Dese, ben o cümleyi tercihimi önemsediği için ‘’Seni seviyorum!’’ olarak algılarım. Demem o ki sevginin ifade ediliş biçimi edebi cümlelerden ziyade, ince davranışlarla olmalıdır.’’
‘’Çok güzel söyledin ve her harfine de katılıyorum, ama insan çoğu kere davranışları olduğu gibi değil, olmasını istediği gibi algılar. Söz konusu aşk olunca güçlü bir teyit olması elzemdir. Çünkü sevilen tarafından onaylanmayan duygular, bir kuruntudan öteye gitmez; insan kendi kendine gelin-güvey olduğunu anlayana kadar çoktan bağlanmış olur. Böyle acınası bir durumun yaşanmaması için duygular karşılıklı olarak teyit edilmelidir sevgilim.’’
‘’Bu açıdan bakılırsa sen de haklısın tabi. Benden teyit istiyorsun madem, o halde kulaklarını iyi aç: Seni Seviyorum Kerem! Hem de tahmin değil tahammül edemeyeceğin kadar seviyorum.’’
‘’ O halde ben de, ilk günkü anımızdan en son ki yarınımıza kadar gülüşüne her denk geldiğimde sadece senin için yaratılmış olduğumu gözlerine ispat edebilmek için çabalayacağım Merve.’’
‘’Ne kadar şairane bir ifade bu Allah’ım! Şu sözler bir tohumun üzerine üflenseydi eğer, hiç kuşkusuz çatlayıp filizleniverirdi o ân…’’
Yıldırım Kerem Çambel (PİNHÂN-1)