Bu sene çok az kişi bana iyi yıllar ya da mutlu Noeller diledi. Çok tuhaf, insanlar büyük bir mutsuzluk yaşayanlara mutluluktan bahsedemiyor. Anlamıyorum. Aslında tam da büyük bir mutsuzluk halinde mutluluk dileklerine ihtiyaç vardır, halihazırda mutlu olanların ihtiyacı yoktur. Mutsuz olduğunuzda, sanki herkes öyle kalmanızı diliyor. Sonsuza kadar.
Zamanla daha iyi biri olduğum izlenimine kapılıyordum. Daha sabırlı, daha hoşgörülü oluyordum, bazen başkalarını da düşünüyor, sözlerini daha az kesiyordum, onların da ilginç olduğunu düşünerek onları dinliyordum. Bunu Sylvie’ye borçluyum. O beni bir peynir gibi süzdü, şeker gibi rafine etti, eski bir mobilya gibi parlattı..
En üzücü olanı ise, o bunun yararını göremedi. Onun sayesinde dayanılabilir biri olduğum an çekip gitti. Herkesin öne geçmesine izin veren o, benden önce gitti.
Bu dünyadan hiçbir şey götürmeden gidiyorum, sadece Sylvie’ye karşı muazzam miktarda pişmanlık ve minnet duygusu hariç.
Wolinski şöyle yazmış:”Gülmek bir insandan diğerine giden en kısa yoldur.” Ben bir erkekten kadına diye ekleyeceğim. Karım Sylvie belki de onu güldürdüğüm için bana kırk yıl tahammül etti.