Nedir bu sıkı, bu kuşkulu tutum memlekette?
Geceler gecesi nöbet tutturmak millete?
Neden toplar dökülüyor tunçtan Tanrının her günü?
Neden bunca savaş gereçleri alıyoruz dışarıdan?
Neden gemi ustaları dur yok dinlen yok
Pazar yok, bayram yok çalışıyorlar harıl harıl?
Ne için olabilir bu telaş, bu kıyamet,
Bu geceyi gündüze katan çalışma?
Kim bir bilgi verebilir bana?
Ya güzel yalnızlığımızın derinlik çekiminden kendimizi kurtararak, bir sevgiyle bölüşeceğimiz düşlerine kapılarak mutsuzluk içinde sonumuzu bekleyeceğiz ya da yalnızlığımızın derinliklerinde daha da güzelleşen o olağanüstü görkemli görünümler içinde kendi yalnızlığımızdan mutluca boğulacağız.
Ama yine de ne çok yalnız kalmıştık. Yalnız kala kala, kendimiz yalnız olduk ve kendimize alıştık. Gitgide yalnızlıklarımızın derinliklerine gömüldük. Zamanla o yalnızlık "yalnızlık" olmaktan çıkmış, "yalnızlığım" olmuştu, benim güzel yalnızlığım, benim güzel yalnızlığım... Ben benim güzel yalnızlığıma alışmıştım, sen de senin güzel yalnızlığına alışmıştın. Yalnızlıklarımızın güzelliklerini ancak derinliklerine indiğimiz zaman ayrımsayabilmiştik. Yalnızlıklarımızın derinliklerindeki o olağanüstü görkemli güzelliğin çekiciliğinden kurtulamıyorduk, kurtulmak da istemiyorduk. Yanılıp da isteseydik bile, yalnızlık derinliklerimizden çıkarsak ne çok acılar çekeceğimizi biliyorduk. Yalnızlıklarımız somut kişilik olmuşlardı. Yalnızlıklarımızı yalnız bıraktığımız zamanlar ne büyük acılar duyduğumuzu deneyimlerle öğrenmiştik.