Çünkü sahabîler -Allah hepsinden razı olsun- hiçbir kimsenin kınamasından çekinmezler, Allah'ın dini hususunda -en sevdikleri de olsa- hiç kimseye iltimas geçmez, müsamaha göstermezlerdi.
İnsan, hayır işte gecikmemeli, tembellik ve gevşeklik yapmamalı, hayırlarda en önde olmaya çalışmalıdır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, namaza giden, ama en ön safa geçmeyen kimseler hakkında, "Birtakım insanlar, sürekli geride kalırlarsa Allah da onları geride bırakır." buyurmuştur.(Müslüm, No:438) İnsan geç kalmayı alışkanlık edinirse Allah da onu geride bırakır, önde olması için yardım etmez. Bu yüzden Allah katından bir emir geldiğinde salih amelleri yapmada acele davranınız.
Öyleyse kardeşlerim, salih amellerde acele etmeli, geç kalmamalısınız. Aksi takdirde bu şekilde günler, aylar geçtikten sonra üzerinize tembellik çöker; kendinizi bunu yapmaktan aciz hissedersiniz, şeytan ve keyfi arzularınız size galebe çalar da o ameli yapmaktan geri kalırsınız.
İlmin hatırlanmaması, aykırı şeylerle meşgul edilmesi sebebiyle bazen veya çoğu zaman kalpte mevcut olmaması gibi haller ilim zafiyetiyle beraber olduğu takdirde; buna bir de karakter bozulması, nefsî arzuların baskın gelmesi, şehvetin istilası, nefsin süslemeleri, şeytanın aldatması, vaadin zamanında gerçekleşmediğinin düşünülmesi, uzun vadeli emellere sahip olunması, gaflet uykusu, dünyanın anlık menfaatlerine duyulan sevgi, tevil ruhsatları ve âdetlere muhabbet gibi haller eklendiğinde imanı; gökleri ve yeri yok olup gitmekten koruyandan başkası koruyamaz.
Bir yandan "Öldükten sonra dirilmeye, cennet ve cehenneme dair hiçbir şüphe duymayan tarzda imana sahip olmak ve bir yandan da amelden geri kalmak... bu ikisi nasıl olur da bir arada barınabilir? En çetin şekilde cezalandırılmak veya dört dörtlük bir ikrama mazhar kılınmak üzere bir kralın huzuruna götürülmek istendiğini öğrenen insanın hiç aldırmadan gafletle geceyi geçirmesi, kralın huzurundaki halini hiç düşünmemesi, hazırlık yapmaması, kendine çeki düzen vermemesi insanlık tabiatına uygun bir davranış olur mu?" diye soracak olursan...
Cevaben şöyle denir: Allah için bu, gerçekten çok doğru ve çoğu insanın aklına gelebilecek bir sorudur. Bu iki şeyin (sarsılmaz imana sahip olmanın ve amelde geri kalmanın) bir arada barınması gerçekten hayretverici hallerdendir.