Tarihimizde ismini bildiğimiz, bilmediğimiz birçok büyük insan olduğu su götürmez bir gerçek. Ali Suavi hakkında ise bildiklerimiz sınırlı. Eserleri basılmamış. Üstelik hakkındaki birçok yazı yaşadığı dönemde otoriteye, yobazlara ve gericilere karşı olduğu için -haliyle övmek istemezler- olumsuz yönde. Bu nedenle Falih Rıfkı Atay'ın bu eseri çok kıymetli.
Kitap bilgi ağırlıklı olmasına rağmen dili oldukça akıcı ve objektif bir yaklaşım var.
Ali Suavi 1839'da İstanbul'da doğmuştur. O devrin medreselerinde rüştiyelerinde kendini yetiştirmiştir, bizden birisidir. 40 yıllık yaşamı eğitim, basın, siyaset yoluyla halkı aydınlatma ve inkılap mücadelesiyle geçmiş. Bununla beraber bilinen ilk Türkçüdür. Kendini aşağılık duygusundan kurtarmıştır ve halkı da bu duygudan kurtarmaya (+Türk müsün ? -Estağfirullah Müslümanım gibi durumlardan), Türk ırkının ve dilinin yüceliğini anlatmaya çalışmıştır. Otoriteye karşı çekinmeden fikirlerini söyleyen gözüpek birisidir. Sürgünde bile gazete çıkararak sesini duyurmaya çalışmıştır. Fikirleri çağının ötesindedir.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Yaban" adlı kitabında bir ifade var : "Vatan delisi, millet divanesi", bu ifade Ali Suavi'de karşılık bulmuştur.
Birçok görüşü Atatürk'ün görüşleriyle de epey benzerlik taşıyor. Buna cesaretini, kararlılığını ve ileri görüşlülüğünü de ekleyince Atatürk'ü biraz çağrıştırdığını söyleyebilirim. Açıkçası kitabı okurken Suavi'yi Atatürk ile epey bağdaştırdım. Belki başka Atatürk'ler de vardı fakat kimisi ülküsü yolunda hedefine ulaşamadan vefat etmiştir diye düşünürdüm. Bu kitabı okurken Suavi sanki onlardan birisiymiş gibi hissettim. Atatürk'le tanışmalarını istedim. (Kitabın Atatürk'ün hayatıyla ilgisi yok). Belki Atatürk hedefine ulaşabilmiş Suavidir, Suavi ise Samsuna ayak bastığında tutuklanan