her gece, sanırım, onbir bucuğa doğru
bir uçak geçiyor üstümüzden.
yolcu uçağı, anlaşılan...
beni bir ortaçağ yaşamına mahkûm edenler anlamıyorlar ki,
ben her gece, sanırım, onbir bucuğa doğru
üstümüzden geçen o uçağın bir parçasıyım,
iniş takımıyım, göstergesiyim, motoruyum, aklıyım...
ve ben her gece, sanırım, onbir buçuğa doğru
bir kez daha anlıyorum ki,
haklıyım.
Ama bilmek ve şahit olmak en büyük mutluluktur. Macera ise büyük bir ibadettir; çünkü O'nun eserini tanımanın başka bir yolu olduğunu görebilmiş değilim. Ama düşlere dokunmak mümkün olabilir mi? Sana bu yüzden hem çok yakın, hem de çok uzağım.
“Ey kör!Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg’u göremesende bari küçük bir serçeyi gör.Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri , kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?”
İktisat düşüncesi, yalnızca içinden kaynaklandığı toplumun inançları, değerleri ve kaygılarını yansıtmıyor, aynı zamanda bunların biçimlenişlerinde, insan davranışları ve kurumsal yapıları etkileyişle-rinde de önemli bir rol oynuyor.