10/10
·336 syf.··
2026 61. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 01:45
Herkese selamlar, Bugün Kemal Sayar'ın Yer Gümbürdüyor adlı söyleşi eseri ile karşınızdayım.Eser,hayatın karmaşası, modern çağ ve yaşamın hızında kaybolan ruhlar için adeta bir durup soluklanma imkânı sunuyor.Eserimiz; iyileşme, merhamet, empati, aile, sosyal medya, edebiyat gibi konular etrafında dolaşarak insanın hem kendini hem de çevresini anlamasına rehberlik ediyor âdeta. Üstad insana dair derin gözlemleri sayesinde okuyucuya “anlam” kavramını yeniden sorgulatıyor.Hayatın yoğunluğu arasında içsel bir sessizliğe çağırıyor bizi. Arada durup soluklanmak gerektiğini hatırlatıyor.Her bir söyleşi, yaşamın farklı bir yönüne ışık tutarken aynı zamanda kalbe dokunan bir içtenlik taşıyor. Hayatta ne olursa olsun,her şeye rağmen hayat devam ediyor.Bazen en sevdiklerimizi toprağa verebiliyoruz ama sonrasında maalesef hayat kaldığı yerden devam ediyor. Hayat sen üzgünsün diye durup sana yol vermeyecek çünkü. Buna istinaden her ne olursa olsun hayatta yaşam oldukça umudun olduğunu ve bundan ötürü yaşamanın güzel olduğu bilincine varmalıyız. Yazarımızın bütün eserleri gibi bu eseri de beni derinden etkiledi. Kitapla,umutla ve sevgiye kalın.
Yer GümbürdüyorM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202539 okunma
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:00
Merhabalar Bugün sizlere, “Sakkara’nın Kumları” ile kalemine hayran kaldığım Glenn Meade’in “Romanov Komplosu” kitabının yorumunu getirdim. Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu, elinize alıp bir günde okuyup bitirebileceğiniz bir roman değil. İçerisinde çok sayıda karakter, farklı cephelerde ilerleyen olaylar ve tarihsel detaylar bulunuyor. Bu yüzden kitabı zamana yayarak, sindire sindire okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca Romanov ailesinin hikâyesine ve Rus Devrimi dönemine dair küçük bir araştırma yapmak, kitabın atmosferine daha kolay girmenizi sağlayacaktır. Kitap günümüzde başlayan bir gizemle açılıyor ve ardından bizi geçmişe doğru uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculuk boyunca yazar, sanki elimize bir yapbozun parçalarını tek tek veriyor. İlk başta birbirinden bağımsız görünen olaylar, karakterler ve sırlar ilerleyen sayfalarda yavaş yavaş anlam kazanmaya başlıyor. Hikâye finalde yeniden günümüze döndüğünde ise tüm parçalar yerli yerine oturuyor ve o büyük resmi nihayet görebiliyorsunuz. Açıkçası bazı gelişmeleri tahmin ettiğimi düşünsem de yazar, finalde ters köşe yapmayı başardı. Hikâye günümüzde, Rusya’nın Yekaterinburg kentinde başlıyor. Ormanın derinliklerinde yürütülen bir arkeolojik kazıda, adli patolog Dr. Laura Pavlov ve ekibi Rus Devrimi’nin Kızıl Terör dönemine ait olduğu düşünülen kalıntılara ulaşıyor. Ancak buluntular arasındaki en dikkat çekici bulgu, sürekli don sayesinde kusursuz şekilde korunmuş bir kadın cesedi oluyor. Kadının elinde sıkıca tuttuğu bir zincir ve ucunda bir madalyon bulunuyor. Madalyonun ön yüzünde Romanov ailesine ait bir mühür yer alırken, arka tarafında birine ithafen yazıldığı düşünülen bir yazı yer alıyor. Ne var ki yılların ve pasın etkisiyle bu yazı artık okunamaz hâle geliyor. Dr. Laura Pavlov, madalyonun sırrını
Roman-Polisiye-Tarih-Edebiyat
Romanov KomplosuGlenn Meade · Sia Kitap · 2025872 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir kitabın ağırlığı 120 sayfaya sığar mı?
Puan vermedi·109 syf.·
2026 15. kitabı
Kitabı az önce bitirdim. İçimde tarif etmesi zor bir ağırlık var. Sayfa sayısı çok az ama etkisi gerçekten çok büyük. Şu an çok fazla şey hissediyorum… Bu kitap beni en çok hissettirdikleriyle etkiledi. Okurken sürekli ağlamaklı oldum. Bir yandan öfkelendim, bir yandan çaresiz hissettim. Sayfalar ilerledikçe içimde büyüyen tek şey, keşke bazı şeyler farklı olsaydı düşüncesiydi. Bir de bunun gerçek bir olaydan esinlenildiğini bilmek… Sanırım beni en çok sarsan nokta buydu. Kitabı bitirdikten sonra uzun süre bunu düşündüm ve içimdeki ağırlık daha da arttı. Anne olduğum için bu kitap bana çok başka yerden dokundu. Çocuklarıma kızdığım anlar geldi aklıma. Sonra kendime dönüp, acaba onları gerçekten dinliyor muyum? Onların sessizliğini de duyabiliyor muyum diye sordum. Belki de iyi kitapların yaptığı tam olarak budur, sadece bir hikaye anlatmaz, insanı kendisiyle de yüzleştirir. Sanırım Sakar, uzun süre unutamayacağım kitaplardan biri olacak. Herkese kolayca önerebileceğim bir kitap değil çünkü gerçekten çok ağır. Ama bende bıraktığı hissi de kolay kolay unutabileceğimi sanmıyorum.
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,8bin okunma
Kısa ama uzun süre akılda kalacak bir kitap
9/10
·159 syf.··
2026 7. kitabı
Reşat Nuri Güntekin’in Acımak romanı, beklentimin çok üzerinde bir etki bıraktı. Hikâye, sert mizacıyla tanınan ve acıma duygusunu neredeyse tamamen kaybetmiş bir öğretmen olan Zehra ile başlıyor. Babasının ağır hasta olduğu haberini aldığında bile ona karşı içinde hiçbir merhamet hissedemiyor; çünkü çocukluğundan beri babasını ailesinin yaşadığı tüm felaketlerin sorumlusu olarak görüyor. Ancak babasından kalan hatıra defterini okumaya başladığında, geçmişe dair bildiği her şey yavaş yavaş değişmeye başlıyor. Romanın en güçlü yanı da bence tam burada. Bir insanın iyi niyetle, dürüstlükle ve çalışkanlıkla başladığı hayatında; yaşadığı hayal kırıklıkları, haksızlıklar ve hayatın yükü altında nasıl yavaş yavaş değişebileceğini çok güçlü bir şekilde anlatıyor. Kitap boyunca altını çizmek isteyeceğim çok fazla cümle vardı. Özellikle Mürşit Efendi’nin iş hayatında yaşadıkları beni düşündürdü. Herkesin işine koşup elinden gelenin fazlasını yaptığında bunun takdir edilmemesi, tam tersine bunu bırakınca insanların memnuniyetsiz olması ve onu suçlamaya başlaması; insan doğasına dair çok gerçekçi bir gözlemdi. Roman boyunca buna benzer, hayatın içinden birçok güçlü tespit vardı. En çok Mürşit Efendi’nin hikâyesi etkiledi beni. Kendinden fazlasıyla veren, iyi olmaya çalıştıkça daha çok kaybeden bir insanın ruh hâli çok başarılı işlenmişti. Yine Reşat Nuri’nin yazmış olduğu Yaprak Dökümünü de anımsattı bana. Şevket de Mürşit Efendi de başlangıçta kötü insanlar değiller; fakat maddi baskılar, aile sorumlulukları, çevrenin beklentileri ve karşılarındaki insanların yıpratıcı etkisiyle zamanla kendi doğrularından uzaklaşmaya başlıyorlar. Karakterler birebir aynı olmasa da, Reşat Nuri’nin insanı zayıflıklarıyla, çaresizliğiyle ve hayatın baskısı altında değişen yönleriyle ele
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,7bin okunma
10/10
·224 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 22:06
Binlerce mavi öyle naif öyle ruha dokunan bir kitap ki her sayfasında kendimden bir parça buluyor gibi hissettim ve bu beni çok etkiledi.Yaşama şansı %0 olan bir kadının tam hayattan vazgeçmişken onun yerine her şeye sakinlikle yaklaşan bir itfayecinin pes etmeyip hızlı müdahalesiyle bu oran önce %10 a daha sonra %90 a fırladı.Bokyung hem hayata tutundu hem de tutunacak dalını,hayat arkadaşını böylelikle bulmuştu.Hayallerinde oyuncu olmak varken o kızı için hayallerinden vazgeçti.Aile herşeydi,bunun farkındaydı. Öte yandan Eunhye insanların ona tekerlekli sandalyede yardımcı olmalarını dikkat et taş var,takılıp düşme gibi yardımlarıyla içten içe kendisine acındığının farkındaydı.Teknoloji bu kadar ilerlemişken nasıl onun için merdiven çıkmasına yardımcı olacak,engelleri aşmasını sağlayacak bir araç,bir yöntem bulunamazdı,anlamıyordu.’Normal’insanların kendisine sözde yardımları onu derinden sarsıyordu.Yeonjae ise kendisinin babasına benzetilmesi ve ailesine kendisine bakıldıkça acı verdiğinin farkındaydı.Koliyi bulduğu gün,onun gökyüzü ile ilgili anlattıkları içinde yeniden bir kıpırtı bir merak uyandırmıştı ve samimiyeti,normal insanlardan daha gerçek olmayı koli ile birlikte öğrendi.Evet duyguları olmayan sadece titreşimlerden duyguları hissedebilen bir robot ona bu yolda çok yardımcı olmuştu.Ve Today,o ise hızlı koşarken o kadar mutlu ki,ona yavaş koşmayı öğrettiklerinde bile hızlı koşmak istiyordu,tüm acılarına rağmen.Yazarın da sürekli söylediği gibi “Ara sıra durması sorun değil.Yaşayanların zamanı hep ilerler,belki de böylesi daha iyi.Çok hızlı koşarsan her şeyi kaçırırsın.Belki de hepimizin yavaş koşmayı öğrenmeye ihtiyacı vardı.”Biz sanıyoruz ki çok hızlı koşarsak çok yol katedebilirsek hayattan maksimum verimi alırız.Oysaki hayat öyle değil ki,zaman akıp
Binlerce MaviCheon Seon-Ran · Yuzu Kitap · 2025729 okunma
Puan vermedi
Od kitabını bitirdiğimde içimde tarif etmesi zor bir duygu kaldı. Sanki sadece bir kitabın son sayfasını kapatmadım; uzun ve anlamlı bir yolculuğa veda ettim. Kitapta beni en çok etkileyen kesitlerden biri, insanın gerçek zenginliğinin malda değil, gönülde olduğunu hissettiren anlardı. O satırları okurken kendi hayatımı ve önceliklerimi düşünmeden edemedim. Bir başka kesitte ise sabrın ve sevginin en büyük güç olduğu anlatılıyordu. O bölümü okurken, bazen en zor zamanlarda bile umudu kaybetmemek gerektiğini bir kez daha anladım. Karakterlerin yaşadığı acılar, fedakârlıklar ve iç mücadeleler beni derinden etkiledi. Kendimi zaman zaman onların yerine koydum; üzüldüm, umutlandım ve onlarla birlikte değiştiğimi hissettim. Kitabı bitirdiğimde geriye sadece güzel bir hikâye değil, kalbime dokunan pek çok anlamlı kesit kaldı. Bu yüzden Od, benim için okunup rafa kaldırılacak bir roman değil; zaman zaman tekrar dönüp okuyacağım, her okuyuşta yeni anlamlar keşfedeceğim özel bir eser oldu.
Odİskender Pala · Kapı Yayınları · 202048,9bin okunma