insan ruhu keşfedilmemiş karanlıklarla dolu. içimizde uyuyan şeytanları görmeyiz. birtakım psikolojik savunma mekanizmaları, onları bizden gizler. bu sistem çökebilir. tek vesileyle yoldan çıkabiliriz. sağduyu nedir ki? bir alışkanlık.
rapunzel sadece insanlar tarafından sevilmeyi düşünüyordu. insanlar tarafından sevilecek niteliklere sahip olup da gururlanabildiği sürece, yaşamak için bir sebebi vardı ve dünya eğlenceliydi. bu normal bir durum fakat artık insanlar tarafından sevilecek nitelikleri olmadığının açıkça farkına varsa da insan yaşamaya devam etmek zorundadır. insanlar tarafından "sevilecek nitelikleri" olmasa bile insanların "sevecek nitelikleri" sonsuza kadar geride kalacaktır. insanın gerçek alçakgönüllülüğünün, sevmenin neşesini bilmek olduğuna inanıyorum. sadece sevilmenin zevkini arzulamanın vahşi ve cahilce bir davranış olduğunu düşünüyorum. rapunzel, şimdiye kadar yalnızca prens tarafından sevilmeyi düşündü. prensi sevmeyi unuttu. kendi doğurduğu çocuğu bile sevmeyi unuttu.
"bana yüzünü göster," diye prens tüm gücüyle bağırmış. "hüzünlü şarkılar söylemeyi bırak lütfen."
rapunzel kulenin tepesindeki küçük pencereden yüzünü göstererek karşılık vermiş.
"bunu söyleyen de kim? hüzünlü birini hüzünlü şarkılar teselli eder. başkalarının kederlerini hiç anlamıyorsun."