Günden güne inanmaya başladım ki uçurum insanları için evlenmek sadece akılsızca değil aynı zamanda bir cinayetti. Onlar reddedilen bir inşaatçının taşlarıydı. Toplum şartları onları yok olmaya iterken, onlar için sosyal dokuda hiçbir yer yoktu. Uçurumun dibinde, zayıf, sersem ve budala olmuşlardı. Onlar yeniden yaratsalar bile, hayat öyle ucuz ki, mecburen o kendi kendini yok eder. Dünyanın işleri onların üzerinden yürüyor, ne buna katılmayı istiyorlar, ne de buna muktedirler. Üstelik dünya düzeninin onlara ihtiyacı yok. Onlardan daha iyi, yükseklere tutunmuş ve daha fazla kaymamak için çılgın bir çaba gösteren bir sürü insan var.
Kendinize, sizi ağlarken görürlerse üzüleceklerini söylersiniz ve hayatlarında Bir Mutsuzluk olacağınızı ve mutlak bir mutsuzluğa dönüşmemeniz gerektiğini ve ağlamayacağınızı söylersiniz ve tüm bunları tavana bakarken kendi kendinize dile getirirsiniz ve boğazınız kabul etmek istemese bile yutkunursunuz ve sizi seven insana bakarsınız ve gülümsersiniz.