Maryüs günlerce sarhoş gibi dolaştı. Kimseye, Jan Valjan ile aralarında geçen konuşmadan tek kelime etmedi. O gittikten sonra, uzun uzun düşündü. Garbo yıkıntısında geçenleri hatırladı. Eğer Jan Valjan masumsa; Tenardiye hain bir adamdı...
...
-Babacığım, hasta mısınız; neyiniz var?
-Benim mi? Bir şeyim yok, rahatım. Yalnız...
-Yalnız, ne?
-Biraz sonra ölüm yolculuğuna çıkacağım. Bunu hissediyorum. Aslında, siz kapıdan girerken ölmek üzereydim. Tanrı, sizinle vedalaşmam için ömrümü birkaç dakika daha uzattı...
...
Arkaya yaslanmıştı. Şamdanlardan çıkan ışık yüzünü aydınlatıyordu. Genç evlilerin ellerini öpmesine sesini çıkarmıyordu. Ölmüştü.