Tırpan Cemiyeti’nin anlamaktan aciz olduğu şey buydu işte.
Öldürme eylemine o kadar odaklanmışlardı ki ölme eyleminin
neleri gerektirdiğini göremiyorlardı.
Fakat her hikâyenin iki yüzü vardır. Kahraman ve kötü adam. Karanlık ve
aydınlık. Lütuf ve lanet. Bu hikâyede değirmencinin anlamadığı şey ise, rivayetlerdeki tanrının yalanların tanrısı da olduğuydu.
"Beni son gördüğünde on dört yaşındaydım." Yüzümü buruşturdum. "Sanırım hâlâ aynı boydayım. Son anda biraz büyürüm diye ummuştum ama ne yazık ki hâlâ aynıyım işte."
"Evet." Yavaşça başıyla onayladı. "Seni hep kâtip kıyafetleri içinde hayal ederdim ama siyah çok yakışmış. Tanrılar aşkına..."