Diğer modernist yazarlardan farklı olarak Kafka'nın absürt elementler ve "magical realism" kullanarak ironik ton altında hayatın ve insanların acımasızlığını böylesine başarılı şekilde yansıtabilmesi kendisine hayran bırakıyor. Baştan sona romandaki her şeyin sembolik olması ilk başta " dalga mı geçiyor bu adam bizimle hamam böceği de nereden çıktı?" dedirtse de, "Kafkaesk" dünyaya girmeyi başardıktan sonra taşlar yerine oturuyor. Romanda dönüşüm geçiren kişi her ne kadar Samsa olarak gösterilse de hikaye ilerledikçe aile içindeki güç ve sevgi dinamiğinin de dönüşüme uğradığını görüyoruz. Bu bağlamda Kafka, modern insanın çevresine yabancılaşmasını, insanlar tarafından anlaşılmaması ve yargılanmasını klostrofobik bir ortam sunarak okuyucuya yansıtıyor.
"Seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer?
Çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın:
Taze tomurcukları sert rüzgârlar örseler,
Kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın:
Işıldar göğün gözü, yakacak kadar sıcak,
Ve sık sık kararı da yaldız düşer yüzünden;
Her güzel, güzellikten er geç yoksun kalacak
Kader ya da varlığın bozulması yüzünden;
Ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz,
Güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda;
Gölgesindesin diye ecel caka satamaz
Sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda:
İnsanlar nefes alsın, gözler görsün elverir,
Yaşadıkça şiirim, sana da hayat verir..."