Tanımadığın birine koskoca bir ömrünü bırakmak... İnsan hayatında kaç kez böyle bir mucizeye rastlar? Çünkü güven dediğin şey; sessizce oturur insanın içine. Bir ev gibi... bir akşam gibi... bir "buradayım" gibi. Sevilmek güzel elbet, ama asıl huzur; kendini saklamadan bir kalbin yanında durabilmektir. Yorgunluğunu anlatmadan anlayan, sessizliğini bile incitmeyen biri... Belki de insan bütün dünyayı değil, sadece böyle bir kalbi bulduğu için şükreder hayata. Çünkü herkes birini sever... ama herkes bir ömre iyi gelen o kalbe denk gelemez.
yangın var ama kurtarılacak bir şey kalmadı
Evin mi yanıyor Nisera? Bir zamanlar misafir ettiği evrende şimdi bir başkasıyla mı izliyorsun onu? Hikâye hep tanıdık değil mi? Bir sonraki hamlesini biliyorsun, çünkü aynı şeyler sana da yapılmıştı. Hatta bu yüzden özel olduğunu düşünüp "Beni kimse öyle güzel sevmedi." demiştin. Güzel sevmek, her güzeli aynı sevmek değildir. Güzel sevmek, o insanı özel sevmektir; onu bütün herkesten ayırmaktır. İnsan bazen kendisini seçilmiş sanıyor. Birinin en güzel yanına denk geldiğini, onun içinde kimsenin görmediği bir odayı açtığını düşünüyor. Sonra bir gün öğreniyor ki bazı insanlar kapılarını herkese aynı anahtarla açıyor. İşte o an kırılan şey aşk olmuyor Nisera, insanın kendine anlattığı hikâye kırılıyor. Çünkü "Beni kimse böyle sevmedi." cümlesi, bazen yalnızca doğru zamanda söylenmiş güzel bir yalandan ibaret oluyor. Güzel sevmek, birine çiçek vermek değildir. Güzel sevmek, o çiçeğin hangi mevsimde açtığını bilmektir. Güzel sevmek, bir insanın en karanlık tarafını görüp yine de orada bir pencere bırakmaktır. Güzel sevmek, birini herkese verdiğin sevginin içine koymak değil; onun için yepyeni bir sevgi icat etmektir. Çünkü her insanın kalbinde yalnızca bir kişiye ayrılan bir oda vardır. Eğer o oda herkese açıksa, orası ev değildir; yalnızca gelip geçenlerin konakladığı bir handır. Şimdi canın yanıyor biliyorum. Çünkü bir zamanlar seni ev zanneden birinin, aynı sıcaklığı başkasına da verdiğini görmek insanın içindeki bütün eşyaları yerlere fırlatıyor. İnsan kendini aldatılmış hissetmiyor yalnızca; yerine konmuş hissediyor. Oysa hiçbir insan bir başkasının yerine konacak kadar sıradan değildir. Herkesin acısı kendine özgüdür ve bazı insanlar bunu çok geç öğrenir. Bir gün dönüp bugüne baktığında, onu değil kendini özleyeceksin Nisera. Onun yanındayken inandığın hâlini…
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sonunda, hepimiz kendi kendimizin gurbetiyiz. Dönüp dolaşıp varmak istediğimiz o ev, aslında çocukken arkamızda bıraktığımız o kokudur, o ışıktır, yani artık var olmayan bir zamandır. İnsan, mekanda ne kadar uzağa giderse gitsin, aslında hep zamanda kaybettiği o ilk yurdun sızısını taşır içinde. Ve hiçbir tren, hiçbir uçak, bizi o çocukluk ikindisinin loş odasına geri götüremez. Bizler, o eski yurdun yıkıntıları arasından topladığımız birkaç kırık tuğlayla, gurbette kendimize geçici gölgelikler kurmaya çalışan, akşam olunca da kendi kurduğu o gölgeliğe yabancı gözlerle bakan teselli fukaralarıyız.
Edebiyat
Ev dediğin șey, ruhuna merhem olmalı, sırtına yük değil.
Alıntı
Kendine ait küçük bir ev ve karakterli bir eş; Dünyanın tüm altın ve incilerine bedeldir.
Hayata Dair
Muharrem 10
​Nuh'un Gemisi Geleneği: En yaygın inanışa göre, Nuh Tufanı tufanından sonra geminin karaya oturmasıyla (Cudi Dağı), gemide kalan son malzemelerin (buğday, nohut, fasulye, kurutulmuş meyveler vb.) bir araya getirilerek kaynatılmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle aşure, bir şükür ve kurtuluş çorbasıdır. ​Birlik ve Beraberlik: Aşure, birbirinden çok farklı tat ve yapıdaki onlarca malzemenin (tatlı, tuzlu, sert, yumuşak) aynı kazanda pişerek muazzam bir uyum yakalamasını simgeler. Bu durum, toplumdaki farklılıkların bir arada, barış içinde yaşamasını temsil eder. ​Muharrem Ayı ve Kerbela: İslam tarihinde, özellikle Şii ve Alevi kültüründe Muharrem ayının 10. günü yaşanan Kerbela Olayı (Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin ve şehit edilenler) anısına pişirilir. Bu yönüyle hem bir yas hem de zorluklara karşı direnç ve hürriyet sembolüdür. ​Paylaşma ve Bereket: Aşure hiçbir zaman sadece ev halkı için yapılmaz. Bolluk ve bereketi simgeler; komşulara, akrabalara ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılarak toplumsal dayanışmayı pekiştirir.