Kardeşimdeki değişimi görünce içimden bi gülmek geliyor. Yanındayken çok çaktırmıyorum, laf söyletmiyor ama. Seven erkeğin değişimi. 25 yaşında hızlı bir gençti. Şimdi; yok ya çok da kaptırmamak lazım nasip her şey diye başlayıp, abla sen ne diyosun olur muyuz diye sorması :) sana kahveye getircem ile başlayıp bayramda kızı köye getirmesi, onlara gitmesi. Bugün de kıza çiftlikte traktör kullandırırken attığı story. Hey hayat sen nelere kadirsin :) Hayallerin gerçekleşiyor tarlaya eleman lazım, yazdım :) hayrola diyelim. Ve bir hayret ettiğim şey daha çiftler sanki bazen birbiri için yaratılmış gibi çok benziyorlar. Arkadaşlarım dahil kız aynı sana size benziyor dediler. Seneye düğüncüyüz sanırım :))
Duygu ve Düşünce
d grubu'ndan başlayarak tüm turnuva gruplarının öne çıkan kadrolarını, grup karmalarını ve kağıt üzerindeki teknik analizleri. ##` d grubu` ### `türkiye` * `kaleci`: mert günok, altay bayındır, uğurcan çakır * `savunma`: ferdi kadıoğlu, merih demiral, çağlar söyüncü, zeki çelik, ozan kabak, abdülkerim bardakcı, mert müldür * `orta saha`: hakan çalhanoğlu, orkun kökçü, ismail yüksek, salih özcan, kaan ayhan * `hücum`: arda güler, kenan yıldız, barış alper yılmaz, kerem aktürkoğlu, yunus akgün, irfan can kahveci, can uzun, deniz gül, oğuz aydın ### `abd` * `kaleci` : matt turner, ethan horvath * savunma: antonee robinson, tim ream, chris richards, joe scally, cameron carter-vickers * **`orta saha` **: weston mckennie, tyler adams, yunus musah, gio reyna, johnny cardoso * hücum: christian pulisic, folarin balogun, timothy weah, ricardo pepi, brenden aaronson ### `paraguay` * kaleci: orlando gill, roberto fernández, gastón olveira * `savunma`: gustavo gómez, fabián balbuena, junior alonso, omar alderete * `orta saha`: diego gómez, andrés cubas, damián bobadilla, braian ojeda
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ev ev değil ki anasini satayim f tipi kapalı cezaevi
Her girdiğim işte aynı cümleyi duydum. "Burayı eviniz gibi görün." Fazla üzerine düşündüğüm bir cümle değildi. Fark ettiğim bazı şeyler olmaya başladı. İnsan nereyi ev olarak benimserse içindeki huzursuzluğa rağmen kendini daha fazla zorlayabilir ve orayı güzelleştirebilirdi. Ev dediğimiz şey insanın kendini ait hissettiği yerdir. Mesela taşındığımızda yabancı hissetsek de kısa süre sonra yeni evimizi benimseyerek devam ediyoruz. İçindeki insanlar ailemizden birileri ama evlendiğimizde ilk defa aynı çatı altında olduğumuz başka biriyle paylaşmaya başlıyoruz. En net ifade edecek olay budur. Evlendiğimizde oturduğumuz eve değilde insana alışıyoruz önce. Eşimiz olarak gördüğümüz insana nispeten daha hızlı alışıyoruz. Ve evimiz demeye başlıyoruz. Şunu da unutmamak gerekir ki evimiz dediğimiz yer bir süre boyunca aile evimizi de oraya ait hissetmeye devam ediyoruz. İki evimiz olsuğunu düşünerek yılllarımızı geçiriyoruz. Ve sonra artık yabancılaşıyor. Kişisel sınırlar, saygı ve oraya ait değilmiş hissi devreye giriyor. İnsan benimsediği yeri ev olarak görüyor. İçindeki insanlar değişsede kendini oraya ait hissetmediği sürece ev olarak adlandıramayacaktır. Bir yer zorla ev olarak kabul edilemez. Bunun başlıca sebebi de ev sığınma yeridir. Sığındığımız yerde güvende hissetmeliyiz. Bunu sadece tehlikeli durumlar için demiyorum. Tehlike dediğim şey üzüntü olabilir, huzursuzluk olabilir, tartışmalar olabilir... kısaca tüm olumsuz şeyler hissettiren duygular olabilir. Bu duyguları değiştirilmediği sürece kalınan yer eve dönüşmeyecektir. Ev olarak nitelendirilebilmesi için güvenli hissetmek mecburidir. Bahsetmiş olduğum gibi bu duygular her an etrafımızda dönüyor bazıları için ise bir yeri benimsemek bir hayli zorlaşıyor. Tanımadığımız bir yer bize yabancı gelse de bahsetmiş
Bir ‘İyiyim’ Kelimesinin Arkasında Neler Saklı..
Bir insan ne zaman gerçekten yorulur biliyor musun? Gece geç saatlerde değil… Saatlerce çalışınca da değil… Herkese yetişmeye çalışırken bile değil aslında. İnsan en çok, içinde biriktirdiklerini kimseye anlatamadığında yorulur. Ben bunu çok geç fark ettim. Bir gün yine herkesin arasında oturuyordum. Gülüyordum hatta. Şakalar yapıyor, normal görünmeye çalışıyordum. Kimse anlamasın diye ses tonumu bile dikkatli ayarlıyordum. Çünkü insan bazen üzgün görünmekten bile korkuyor. “Abartıyorsun” derler diye. “Sen de her şeyi kafana takıyorsun” derler diye. Ama içimde… kimsenin görmediği başka biri vardı. Sürekli savaşan biri. Her gece kendiyle konuşan, herkesi mutlu etmeye çalışırken kendini unutan, birinin “Nasılsın gerçekten?” demesini bekleyen biri… Ve işin en kötü kısmı ne biliyor musun?
Duygular
Bu hayatta mı olur, yoksa başka bir hayatta mı? Evime döneceğim. Dışarıdaki fırtınadan ağaçlar çatırdayacak ama içime korku salamayacak, ne kırmızı bulutlar ne şehir ışıkları. Evime döneceğim, hiç sahip olmadığım evime ya da hatırlayamayacağım kadar uzaklardaki evime. Çünkü oradayken aslında kendimi hiçbir zaman, asla evimde hissetmedim.