Puan vermedi·155 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Kitabı beğendim. Sonları biraz felsefik ve profesyonel bir yaklaşımla yazılmış ama zaten psikolojik analiz yapılan bir kitap. Konusu başlı başına pek çok kitaba filme ev sahipliği yapmış nazi almanyasının işkenceleri, toplama kampı hayatı ve insanların onurunu bir insandan da ziyade hayvan gibi yaşatarak zedelemelerine dayanıyor. İnsan ne olursa olsun kıymetli bir varlıktır. Bu şekilde rehabilite edilemez diye düşünüyorum. Her şeyini kaybetmiş,hayatta bedeninden başka bir şeyi kalmamış bir kimse bundan sonra yaşamda nasıl bir anlam bulabilir? Hayat onun için bitmiş sayılmaz mı? Kitapta bu sorular üzerinde çok duruyor ama hayatı yaşanılabilir yapan sahip olduğumuz yada yaşadığımız şeyler değil onlara yüklediğimiz anlamlar ve anlamlandırma çabasıdır. Yazarımız da Victor Emil Frankl logoterapi adını verdiği metod ile tükenmişlik yaşayan hastaların hayatlarında anlamlar bulmasını sağlıyor
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,2bin okunma
Puan vermedi·202 syf.··
2018 91. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2018 00:00
Okumayı ertelediğim için kendime en çok ne zaman bu kadar kızmıştım hatırlamıyorum. Üstelik bu etkinlik olmasaydı ertelemeye devam ederdim kendimi biliyorum. Beni müthiş etkileyen bir kitap oldu. Daha önce de bir çok kez fidanı yapıldığı için konusunu çoğunuz biliyorsunuz. En kısa haliyle: teknolojinin hüküm sürdüğü bir dünya, yasa dışı üretim olarak görüldüğü için itfaiyeciler tarafından yakılan kitaplar, (içinde bulundukları ev hatta sahipleriyle birlikte) sonraki nesillere aktarmak için kitapları ezberleyen insanlar... İnsanların hiç bir şey düşünemez hale geleceği, kendi kendine rüya bile göremeyeceği kadar teknolojinin esiri olduğu bir dünya cehennemden farksız göründü gözüme. "duvarı kaldırıp ekran yaptırmak" nedir yaa, ilk delirdiğim yer burası oldu sanırım. Anlatılan teknolojiyi hayal dahi edemedim. İnsanların konuşmaları bile saçma, konuşmayı unutmuşlar beyinlerini ekranlarla, pastillerle uyuşturmaktan. Özellikle bir yer vardı ki; kitapları anlamaya çalışan itfaiyeci Montag, karşısındakini ikna etmek için kitap sayfalarını yırttığında, karşısındaki sanki bir uzvunu koparıyorlarmış gibi acı çekti. Burayı okurken gözlerimin dolduğunu ve kitabı elimde sıkmaktan parmaklarımın uyuştuğunu hissettim. 1953 te bunların yazılabilmiş olması çok ayrı boyumu aşan bir konu zaten. Bu yüzden bilimkurgu, fantastik ve distopya edebiyatının ustalarından olarak görülüyor Ray Bradbury. Fahrenheit 451 ise distopya edebiyatının dört temel kitabından biri. Bir başyapıt... (diğerleri:cesur yeni dünya - 1984 - biz) "Bu bir uyarı kitabıdır. Sahip olduğumuz şeylerin değerli olduğunu ve değer verdiğimiz şeylerin bazen kıymetini bilmediğimizi hatırlatır..." "Bir Kadının yanan bir evde kalmasına yol açtıklarına göre, kitaplarda bir şeyler olmalı..."
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Rüya ev
8/10
·408 syf.··
2026 45. kitabı
Selam canlar Bugün sizlere @tmloganauthor kaleminden #rüyaev kitabı ile geldim... Yazarın kaleminden okuduğum Anne ve Kızım kitaplarından sonra Rüya ev üçüncü kitap oldu. Yazarın kalemi oldukça akıcı kitapları kendini soluksuz okutuyor. Rüya Ev'de psikolojik gerilim ve gizem türünü sevenler için oldukça sürükleyici bir roman. Logan kitabın başından itibaren okuyucuyu merak duygusunun içine çekmeyi başarıyor. Düşünün yeni bir eve taşınıyorsunuz, herşey çok güzel olacak derken gizli bir oda ve bu odanın gizemi gün geçtikte artıyor. Sıradan bir taşınma hikâyesi giderek büyüyen bir gerilime dönüşmesini büyük bir merak uyandırıyor. Bulunan gizli bir oda ve içindeki eşyaların gizemini çözme sürecinde sayfaları acaba neler olacak diye çevirirken heyecanı sürekli canlı tutuyor. Rüya Ev, Adam ve Jess Wylie, üç çocuklarıyla birlikte bütçelerini zorlayarak Viktorya tarzı bir ev satın alıp taşınırlar. Rüya gibi bir ev, huzurlu bir yuva yeni bir başlangıç, görünüşte herşey mükemmel gidiyordur. Taki yeni taşındıkları eve yerleştikleri sırada Adam, eski bir gardırobun arkasına gizlenmiş bir kapı ve bu kapının ardında yıllardır dokunulmamış gizli bir oda bulana kadar. Adam, odanın içinde eski bir cep telefonu, pahalı bir saat, boş bir cüzdan, bir köpek tasması, bir anahtar ve birkaç kişisel eşya daha bulur. Jess bu eşyaların atılmasını ister ama Adam bu nesnelerin geçmişini araştırmaya, ve neden orada olduklarını bulmaya niyetlidir.Bu sırada Adam'ın da bir sırrı vardır ve kendi sırrı da ortaya çıkar. Adam işini kaybetmiştir ve Jess üzülmesin diye bunu ondan gizler. Yeni ev taşınma derken maddi sıkıntı nedeniyle bulduğu Rolex saati satmak zorunda kalır. Ancak Adam'ın yaptığı araştırma derinleştikçe gizli odanın geçmişten gelen bir sırrı vardır. Adam odada bulduğu eski telefonda tek
1000Kitap
Rüya EvT. M. Logan · The Kitap Yayınları · 2025164 okunma
10/10
·64 syf.··
2026 105. kitabı
Her Ay Okuyanlar Kulübü Sibel Dülger Yokuştaki Ev Eseri elime alıp ilk hikayeyi okumaya başladığım andan itibaren eser beni öyle bir sarıp sarmaladı ki her bir öykü kalbimde taht kurdu.Sanırım uzun zamandır kadına dair kaleme alınan en iyi öykü kitaplarından biriydi #yokuştakiev Zorluklarla mücadele eden,yaşama sımsıkı tutunmaya çalışan yaşadıkları bir çok olumsuzlardan sonra silkenip kendine gelen dimdik ayakları üzerine kalkıp yeniden başlama cesaretini bulan bir çok kadının hayat hikâyelerine konuk olduğum bu dokuz öykü tam bir rehber niteliğindeydi.Öykü deyip geçmeyin hepsinin verdiği mesaj kıymetli ve özeldi.Öykü aralarında ki çizimlerde esere ayrı bir güzellik katmıştı arkadaşlar Baharın Kalbinde Bir Kadın öyküsünde,onaylanmaktan daha çok anlaşılmayı beklediği dönemde annanesinin kanatları altındaki o güvenli limana sığınan bir kadının hikayesiydi Küller Kadar Sessiz öyküsünde,eşi tarafından aldatılan kadının ihanete göz yummayıp,kafası dik,alnı pak,kapıyı çekip çıkışını okurken Gözlerin Gölgesinde öyküsünde,yıllarca kanını kene gibi emenlerin masasından sessizce kalkıp İstanbul sokaklarını arşınlayan kadının,hayırsız kocasına sabrı kalmayan ardında “Gitme”anne diye yalvaran çocuğunu bırakıp giden bir kadının gidişine şahit oluyoruz. İnci Küpe öyküsünde,kocası tarafından kişiliği yerden yere vurulan ,toplumsal baskılar yüzünden hiç sesi soluğu çıkmayan,kol kırılır yen içinde kalır diye diye sabreden bir kadının,kocası olacak cibilliyetsizin yediği naneler ayyuka çıktığında ortaya çıkan acı gerçeklere bir de hiç sahip olmadığı inci bir küpe eşlik ettiğinde yaşadığı hayal kırıklığı gururu kıran yüreğe dokunan bir andı arkadaşlar.. Birbirinden farklı kadınların hikâyelerinde hüzünde vardı umutta.Kadına dair kaleme alınan eserleri okumayı seviyorsanız kesinlikle bu kıymetli eseri okuyun
Yokuştaki EvSibel Dülger · Portal Kitap Yayınları · 202638 okunma
9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Merhaba arkadaşlar. Yepyeni bir kitabın ilk okuyucularından biri olmanın mutluluğuyla geldim. Kitap 9 farklı hikayeden oluşuyor. Her hikayede farklı bir kadının yaşantısına tanık oluyoruz. Lirik anlatımı ile beni etkileyen bu hikayelerden kısaca bahsetmek istiyorum. Bir kadın hayatta neler yaşamaz ,nelere şahit olmaz ki... Çekirdek ailelerin küçük kızları gün gelir kendi yuvalarını kurmak için kanat çırparlar. Kimisi sonsuza kadar süreceğine inandığı bir aşka bağlanır. Kimini mutlu bir evliliği varken kimi mutsuz bir evliliğin gölgesinde sararıp solar. Gün gelir eşinin kendini aldattığına şahit olur. Bir koku, bir fotoğraf, bir küpe ele verir ihaneti. Kimi tane babasını kaybeder hayatına tek başına yön vermeye çalışır. Kimisi yoksullukla mücadele ederken beklediği tek şey değer görmektir. Kimi zenginliğin şatafatı altında sonsuz mutsuzluktadır. Kimin rengi çok zengin kimisi kötü niyetlidir. Evlat ,anne, eş ,kardeş, komşu ,büyükanne... Her biri kadındır. Ben bir çırpıda severek okudum bu güzel kitabı. Her Ay Okuyanlar Kulübü Merve
Yokuştaki EvSibel Dülger · Portal Kitap Yayınları · 202638 okunma
8/10
·328 syf.··
2026 60. kitabı
Filmlerde hep duyduğumuz “bu evliliğe itiraz eden birisi varsa, ya şimdi konuşsun ya da sonsuza dek sussun” sorusu, istenmeyen bir evlilikten son anda kurtulmanız için tek yolsa ve bu yolu sizin için açacak teyzenizin arkadaşının eniştesinin kuzeni olan birisi varsa…. İşte size çığır açan yeni bir meslek “düğün itirazcısı” Kurgunun özgünlüğüne ve gerçekten işe yarabilecek olması fikrine bayıldım. Her itiraz sahnesini okurken büyük bir keyif aldım ama özellikle kafakol sahnesinde aşırı çok güldüm.:)) Max e tabi ki bayıldım. Daha ilk sayfalarda “Henry Cavill’in dublörü gibi görünüyordu” denildiği anda ben zaten bitmiştim.;) Sophie yi de sevdim. Komikti, tam bir badassti ama bazende “yeter artık bu kadar dik başlı olma, kır şu inadını gari” de dedim kendisine. Acayip tatlı yan karakterler olan Sophienin ev arkadaşlarını ve Maxin ailesini ise daha çok okumak ve detaylıca tanımak isterdim. Kitap, çok fazla derinliği ve zenginliği olabilecek efsane bir hikayenin sadeleştirilmiş ve hızlandırılmış bir versiyonu gibiydi sanki. Daha detaylı ve uzun yazılmış olmasını çok ama çok isterdim. Hele de Sophienin şirketindeki “zorunlu günlük günaydın” uygulamasını dört beş kere okuyacağıma daha fazla itiraz sahnesi okumayı kesinlikle tercih ederdim. Ayrıca mutlu sona da biraz fazla hızlı mı geldik?? Neyse, tam tadında ve kıvamında çıtır çerez romantik komedi kitapları yazan sayın Lynn Painter ın diğer kitaplarını sevdiğim gibi bu kitabını da çok sevdim. Kitaba bu kadar hızlı ve hevesli başlamama vesile olan sevgili ceren e de çok teşekkür ederim. Sevdiğin her kitap, benim kesin seveceğim bir kitaptır.:D
1000Kitap
Sonsuza Kadar MutsuzLynn Painter · Artemis Yayınları · 202618 okunma