Ceketimi çıkarıp üstüne örttüm, sımsıkı kucakladım. Böylece bir güç hissettim içimde, kendi gözümde büyüdüm. Bir kimseye karşı bu denli içimin kaynayacağını, birini korumanın, yakınlık göstermenin bu denli hoşuma gideceğini hiç bilmezdim. Kulağına eğilerek 'Kimsenin seni üzmesine göz yummayacağım; selvi boylum, al yazmalım benim' diye fısıldadım.
"Nereden öğrendin burada olduğumu?" diye sordum.
"Kütüphaneden geliyordum. Arabanın izini görünce tanıdım."
Bu karşılık benim için 'seni seviyorum' demek kadar değerliydi. Demek düşünüyordu beni, teker izlerini arayacak kadar aklındaydım.