9/10
·416 syf.··
2026 58. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 03:24
Selamlarrrr Benim dark romance aşığı olduğumu bilmeyen kalmamıştır diye düşünüyorum. Duyurulduğu günden beri heyecanla bu bebeğin çıkmasını bekledim ve öyle tatlıydı ki bayılarak okudum. Şimdiye kadar okuduğum tüm mafyalar içerisinde en ponçik mafyasını okudum diyebilirim. Evet evet Matteo Rossi' den bahsediyorum. New York'un Don'u, acımasız, güçlü, bulunduğu yere kendi tırnaklarıyla ve zekasıyla gelmiş bir adam. Bölgesini daha da güçlendirmek için Rus mafyasıyla bir ittifak yapar ve Bratva Pakhan'ının büyük kızıyla anlaşmalı bir evlilik yapmaya karar verir. Ama bu gerçek bir evlilik olmayacaktır zira sadece anlaşma için böyle bir adım atar. Ta ki nikah zamanı ve öncesinde fotoğraf da gelini Sofiya' yı görüp etkilenene kadar.. (aralarındaki çekim 100 metre öteden ben burdayım diyor ) Ama Matteo' nun bilmediği şey Sofiya'nın bedensel bir yürüme engelinin olmasıdır. Ama o bunu hiç sorun etmeyip evlenir. Özellikle evlerine geçtikleri süreçte Sofiya'nın kırılganlığı beni mahvetti. Babasından gördüğü zulümlerin koca evinde de devam edeceğini umarken masalsı denebilecek bir aşka imza atar. Matteo öyle güzel seviyor ki resmen herkese hır Sofiya' ya mır cinsinden. Kitapta tek bir yerde güven sorunu yaşandı ve her iki karakterimiz de zorlu bir süreçle sınandı. Sofiya'ya ne kadar üzüldüysem Matteo'ya o kadar sinirlendim. Güç olsa da yazar bizi bir mutlu sona ulaşılmıştırmıştı. Kitabın herşeyini sevsem de ben de yeri ayrı olan biri var; Leona.. Leona' nın umarım kendi kurgusu vardır. Zira ben güçlü kadın aşığıyım ve o infazcı kadını okumayı deli gibi istiyorum. İçerisinde smut, bdsm (hafif) sahneler bulunduruyor. Yetişkin içerik ibaresi koyalım bu yüzden. Ama inanılmaz tatlış bir çift var kitabımız da çok severek okudum ne yalan söyleyeyim. İlgisini Çekenlere Şimdiden Keyifli
Benim HazinemEmilia Rossi · Pukka Yayınları · 202681 okunma
Kitap özeti ve yorumudur SPOİLER!!
6/10
·320 syf.··
2026 26. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:00
Ruhun Yakayışı serisinin ilk kitabını açıkçası hiç sevmemiştim. Hatta okuduğumda birçok şeyi anlamadığımı bile söyleyebilirim. Buna rağmen seriye bir şans daha vermek istedim çünkü çok fazla sevilen ve önerilen bir seriydi. İkinci kitap, ilk kitaba göre kesinlikle daha iyiydi. Peki çok mu iyiydi? Hayır. Okunmasa da olur muydu? Bence evet. Ancak yine de ilk kitaptan daha başarılı olduğunu düşünüyorum. Üstelik sadece konu açısından değil, yazarın yazım dili açısından da geliştiğini hissettim. Anlatım daha akıcıydı ve okuması ilk kitaba göre daha rahattı. İlk kitabın sonunda Santiago'nun zehirlenmesiyle olaylar yarım kalmıştı. Ivy, onu kimin zehirlediğini biliyor olmasına rağmen Santiago kitap boyunca onu asla dinlemiyor. Sürekli olarak kendisini açıklamaya çalışıyor, onu zehirleyen kişinin kendisi olmadığını ve olayın arkasında başka şeyler olduğunu anlatmaya çalışıyor. Ancak Santiago hiçbir şekilde ona inanmıyor. Açıkçası bu durum beni oldukça sinirlendirdi. Kitap boyunca Ivy sürekli kendini aklamaya çalışırken Santiago'nun hiçbir şeyi anlamaması bana oldukça mantıksız geldi. Güçlü, zeki ve her şeyi kontrol eden biri olarak anlatılan bir karakterin bu kadar kör olması zaman zaman sabrımı zorladı. Kitabın büyük bir kısmında çok fazla olay yaşandığını söyleyemem. Daha çok Santiago ve Ivy arasındaki konuşmaları, Ivy'nin kendisini savunma çabalarını ve Santiago'nun buna karşı direnmesini okuyoruz. Bu nedenle bazı bölümler bana oldukça uzun geldi. Ancak kitabın sonlarına doğru olaylar hareketlenmeye başlıyor. Ivy hamile kalıyor. Açıkçası kitap boyunca bunun için ne kadar uğraştıklarını gördüğümüz için bu gelişme çok da şaşırtıcı olmadı. Bu süreçte Santiago, Ivy'yi kaybetmeye başladığını fark ediyor ve yavaş yavaş ona karşı olan tavrını değiştirmeye başlıyor. Sürekli
Günahın SilinişiA. Zavarelli · Prime Kitap · 2025198 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Deliliğe Övgü
Puan vermedi
Kitap "Delilik" (Stultitia) adlı tanrıçanın kürsüye çıkıp kendi kendini övmesiyle başlıyor. Savaşın, barışın, aşkın, evliliğin vb. arka planındaki sebep ve gücün kendisi olduğunu savunuyor. İnsanların tamamı bilgin olsa bunlar olmazdı diyor. Öte yandan bilgeliğin insanı mutsuzluğa sürüklediğini; cehalet ve deliliğin ise insanı kaygılardan uzaklaştırarak gerçek mutluluğu getirdiğini belirtiyor. Hiciv alanında felsefe başyapıtı derlerdi, evet ben de bu gerçeği kitabı okuyunca anladım.
Deliliğe ÖvgüDesiderius Erasmus · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202315,2bin okunma
Hayat İmkânsız Değil; İnsan İçindeki Mucizeye Geç Kalabiliyormuş!
8/10
·368 syf.··
2026 132. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:11
Hayat İmkânsız Değil; Bazen Sadece Biz Çok Yorulmuş Oluyoruz I—BAŞLANGIÇ: Matt Haig’in Hayat İmkânsız adlı eserini bitirdiğimde kitabı kapatmadım aslında; sadece sayfaları kapattım. Çünkü bazı kitaplar bitince susmaz. İçinizde konuşmaya devam eder. Bu kitap da tam olarak onlardan biri oldu benim için. Matt Haig, yine bildiğimiz yerden yakalıyor insanı: kayıptan, pişmanlıktan, yalnızlıktan, geçmişin insanın içinde bıraktığı o görünmez tortudan… Ama bunu yaparken okuru karanlığın içine bırakıp gitmiyor. Aksine, karanlığın içinde küçük küçük ışıklar yakıyor. Hani bazen hayatın bize karşı çok sert, çok yorucu, hatta biraz da “fazla mesai yapan bir kader memuru” gibi davrandığını düşünürüz ya; Haig tam o noktada çıkıp şunu fısıldıyor: “Belki de mesele hayatın imkânsız olması değil, bizim yeniden başlamaktan korkmamızdır.” II—İNCELEME: Romanın merkezinde Grace Winters var. Emekli, yalnız, geçmişin ağır yüklerini omuzlarında taşıyan, hayatla arasına mesafe koymuş bir kadın. Onun Ibiza’ya uzanan hikâyesi ilk bakışta gizemli, hatta yer yer fantastik bir yolculuk gibi görünse de bana göre kitabın asıl yolculuğu dışarıda değil, içeride yaşanıyor. Grace’in gittiği ada kadar, kendi içine yaptığı yolculuk da romanın kalbini oluşturuyor. Kitapta en çok sevdiğim taraflardan biri, Matt Haig’in “iyileşme” meselesini kolaycı bir iyimserlikle anlatmamasıydı. Bu romanda acılar bir anda geçmiyor, kayıplar sihirli bir cümleyle kapanmıyor, geçmiş yok olmuyor. Zaten hayat da böyle değil mi? Bazı boşluklar kapanmaz; sadece insan o boşlukla yaşamayı öğrenir. Bazı özürler geçmişi değiştirmez; ama insanın içindeki düğümü biraz gevşetir. Bazı başlangıçlar da cesaretten önce korkuyla gelir. Grace’in hikâyesi bana şunu düşündürdü: İnsan bazen yaşlanınca değil, ummaktan vazgeçince yaşlanıyor. Ve
Hayat İmkânsızMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20245,9bin okunma
Ged'in Gölgesi!
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:00
Yerdeniz Büyücüsü, Ursula K. Le Guin'in 1968 yılında yayımlanan fantastik romanıdır. Bu eser, yazarın Yerdeniz serisinin ilk kitabıdır. Bu, Le Guin'den okuduğum üçüncü kitap oldu. Daha önce Anlatış ve Mülksüzler'i büyük bir beğeniyle okumuştum. Yazarın bilimkurgu türündeki bu iki romanından sonra, Yerdeniz serisine de hiç düşünmeden başlama kararı aldım. İyi ki de başlamışım. Çünkü Yerdeniz Büyücüsü, büyümeyi, bilgeliği ve büyü dünyasını anlatan, farklı ve etkileyici bir eser olarak bende kalan etkisi yoğun oldu. Roman, yazarın kurguladığı Yerdeniz adlı adalar dünyasında geçiyor. Dikkatimi çeken noktalardan biri de Yerdeniz haritasının bizzat Ursula K. Le Guin tarafından hazırlanmış olmasıydı. Böyle bir harita oluşturmak bile başlı başına emek, sabır ve hayal gücü gerektiren bir uğraş. Bu harita sayesinde yazarın yarattığı dünyayı ne kadar önemsediğini ve ona gerçeklik duygusu kazandırmak için gösterdiği çabayı hissetmek mümkün. Dikkatimi çeken bir başka konu ise Yerdeniz serisinin, daha sonra yazılan bazı ünlü fantastik eserlere ilham verdiğiydi. Özellikle Harry Potter serisine yapılan benzerliklerden okuduğum ve dinlediğim pek çok yazıda da söz ediliyordu. Harry Potter dünya çapında çok tanınan ve sevilen bir seri olmasına rağmen, Yerdeniz Büyücüsü'nün aynı ölçüde bilinmemesi doğrusu beni biraz üzdü. Çünkü okudukça, bu eserin fantastik edebiyatın önemli yapıtlarından biri olduğunu hissettim. Ancak Yerdeniz Büyücüsü'nü benim için özel kılan şey, büyülerden çok insanın kendi yarattığı gölgesiyle yüzleşme olayını anlatması oldu. Romanın kahramanı Ged, olağanüstü yeteneğe sahip genç bir büyücü adayıdır. Güçlüdür, zekidir ve öğrenmeye son derece heveslidir. İlk büyücülük derslerini kendisini büyüten teyzesinden alır. Gont Adası'nda yaşayan Duny, henüz bir yaşındayken
İnceleme
Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20249,5bin okunma
Sessizliğin Mirası
7/10
·100 syf.··
2026 26. kitabı
2026- 30. Kitap Kitabın Adı : Sessizliğin Mirası Yazarı : Mustafa Gülaçtı Yayınevi: Mahlas Yayın Grubu Türü : Roman Basım Yılı : - Sayfa Sayısı: 243 Sayfa Düşünceler : -Biraz 80 darbesini toplum ve aile üzerindeki etkisi,birazda yarım kalan bir aşk hikayesi bu -Babasından sessizliği miras kalan Timur, -Oğlu doğduğu gün hapse giren Timur'un babası Refik, -Eşi hapse giren çocuğu ile hayatta kalma mücadelesi veren Refik 'in eşi Zeynep, - 13 yaşında annesini 17 yaşında babasını kaybeden Timur 'la önce arkadaş,sonra sevgili en sonunda da eş olan Elif. -Konuşurken susanların, susarken konuşanların , haksızlıklar karşısında gerçeği korkusuzca haykıranların romanı bu. Bir solukta okudum. İki günde bitirdim. Vaktim olsa bir günde de Bir çok yerin altını çizdim. Kontrol altındaki hayat hayat değildir " Bilmiyorum " , çoğu zaman evet demeye cesaret edilemeyen bir ,"hayır" dı. Kelimeler insan nefes alamıyorsa bile yol bulur
Sessizliğin MirasıMustafa Gülaçtı · Mahlas Yayınları · 20266 okunma