Gözlerim yaşararak ve sesim titreyerek ona aramızdaki yakınlığı, iki insanın birbirini bulması bu kadar güç olan bu dünyada bizim böyle manasız sebeplerle ayrılmamızın imkansızlığını anlatıyordum...
Sonra ben tabiatı çok severim... Tabii olmayan şeylere karşı her zaman çekingen davranırım...Bunun için muhakkak bir erkeği sevmem lazım geldiğine inanıyorum...Ama sahiden bir erkek... Hiçbir kuvvete dayanmadan beni sürükleyebilecek bir erkek... Benden bir şey istemeden, bana hakim olmadan, beni tezlil etmeden beni sevecek ve yanımda yürüyecek bir erkek...
Evdeki sevgisizliğin,
huzursuzluğun ve güvensizliğin karşılıklı oturup konuşarak aşılamayacak kadar derinlerde çatlamış bir fay hattı üzerinde gidip geldiğini kabullenmekten başka ne çaresi vardı ki ?