İki sevimli mezarımız olacaktı; Zoltan’ın mezarının yanında. Zamanla ebegümeci açacak ve büyüyecekti çürüyen bedenlerimizle beslenen tümseklerde. Arada sırada mütevazı yaban arıları küflü kemiklerimize, gözyaşlarıyla değil, köpeklerin sidikleriyle kutsanan mezarlarımıza saygı göstermek için konacaklardı.