İki sevimli mezarımız olacaktı; Zoltan’ın mezarının yanında. Zamanla ebegümeci açacak ve büyüyecekti çürüyen bedenlerimizle beslenen tümseklerde. Arada sırada mütevazı yaban arıları küflü kemiklerimize, gözyaşlarıyla değil, köpeklerin sidikleriyle kutsanan mezarlarımıza saygı göstermek için konacaklardı.
Ölüm ve çocukluk, nadir olarak birlikte işleniyor. Yetişkinler, sadece biz anneler değil, çocukluğun; masum, mutlu ve şefkatli olmasını yeğliyoruz. Kısacası gerçek hayatın tam tersi. Onları acı çekmekten koruyarak gelecekteki acılarının şiddetini artırıyor muyuz, diye sordum kendime.